TÜRKİYE'NİN EN İYİ- EN KALİTELİ HUKUK/AVUKATLIK BÜROSU OLABİLMENİN İLK ŞARTI, HUKUKA İLGİ DUYAN HERKESİN ARADIĞI BİLGİYE KOLAY VE ÜCRETSİZ ULAŞMASINI SAĞLAMAKTIR.. SİTEMİZDE YER ALAN BİLGİLERİ İNCELERKEN ARADIĞINIZ SORULARIN CEVABINI BÜYÜK ÖLÇÜDE BULABİLECEKSİNİZ..SİTEDEKİ TÜM MAKALELER KONUNUN UZMANI TÜRKİYE'NİN EN İYİ AVUKATLARI- HUKUK MÜŞAVİRLERİ- ÜNİVERSİTE ÖĞRETİM ÜYELERİNCE HAZIRLANMIŞTIR...

,
 
Menu
Anasayfa Hakkımızda Kadromuz Çalışma Alanlarımız Linkler Önemli Bilgiler İletişim
AİLE HUKUKU B HARFİ İLE BAŞLAYAN MAKALELER 1 ( BOŞANMA DAVASI SÜRECİ-BOŞANMA NEDENLERİ-BOŞANMA DAVASI NASIL AÇILIR-BOŞANMADA EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ-BOŞANMA DAVALARINDA MANEVİ TAZMİNAT NASIL ALINIR?-BOŞANMA DAVASINDA NAFAKA) / 12-06-2013
 BOŞANMA DAVASI SÜRECİ

1- Halk arasında bilinen tek boşanma sebebi şiddetli geçimsizlik sebebi ile boşanmadır. Bunun dışında açılabilen boşanma davası çeşidi varmı dır.

Tabiî ki şiddetli geçimsizlik dışında da Türk Medeni Kanununda boşanma sebepleri tek tek belirtilmiştir. Bunlar sırayla;

I. ZİNA

II. HAYATA KAST, PEK KÖTÜ VEYA ONUR KIRICI DAVRANIŞ

III. SUÇ İŞLEME VE HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME

IV. TERK

V. AKIL HASTALIĞI

VI. EVLİLİK BİRLİĞİNİN SARSILMASI

Olarak 6 başlıkta sıralanabilir.

2-Boşanma sebeplerinden zinayı saydınız. Ancak bildiğimiz kadarı ile zina artık türk ceza kanununda suç sayılmıyor. Bu durumda ispatı nasıl oluyor ve suç sa-yılmadığı halde boşanma sebebi nasıl olabiliyor.

Öncelikle şunun bilinmesi gerekmektedir ki zinanın suç olup olmaması ile boşanma sebebi olması arasında bir bağlantı mevcut değildir. Zaten diğer boşanma sebeplerine de baktığımızda suç işleme dışındaki boşanma sebebi dışındakilerin hiçbirinin de suç teşkil etmediği ortadadır.

3-Zina sebebi ile açılacak boşanma davalarında dava açma süresi var mıdır. Yoksa süre ile kısıtlı olmadan eşler her zaman dava açabilirler mi

Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.

Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

4-Zina eden taraf eşi tarafından affedilecek olursa ilerde süreleri geçmeden zinaya dayanarak dava açabilirmi

Affeden tarafın ileride bundan vazgeçerek tekrar zina sebebine dayanarak dava açma hakkı mevcut değildir. Affettikten sonra dava açılamaz ancak daha sonra başka bir zina ile daha karşılaşılırsa tabiî ki dava açabilir.

5-Boşanma sebeplerinden hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış da bir boşanma nedeni bu nedir ve ne kadarlık sürede açılmalıdır. Bu dava sürecinde de eşlerden bir diğerini affederse ileride bu sebebe dayanarak dava açabilir mi

Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.

Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

Affeden tarafın yukarıda da bahsettiğimiz üzere tekrar bu sebebe dayanarak dava açmaya hakkı yoktur.

6-Suç İşleme Ve Haysiyetsiz Hayat Sürmeyi bir boşanma sebebi olarak açıklamıştınız. Bu davalardaki sürelerde diğer saydıklarınızla aynı zamanlarda mı açılmak zorunda her zaman açılabilir mi. Çünkü bu boşanma sebebinde anladığım kadarı ile suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme bir alışkanlık arzeden süreklilik arzeden bir olgu.

Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

7-Bu saydığınız boşanma davalarının dışında bir de terk sebebi ile boşanma davası var anladığım kadarı ile bu dava çeşidini açıklar mısınız. Açılma şartları nedir. Süreleri nedir. Belli süreler varmıdır bu davayı açmak için.

Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hakim tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir.

Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hakim, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi halinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilan yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

9-Akıl hastalığı da bir boşanma nedeni bildiğim kadarı ile peki burada bu davayı açmak için dava açacak kişinin ne yapması lazım akıl zayıflığını tanıkla ispat olur mu

Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.

11-Bu saydıklarınızın dışında herkes tarafından sıklıkla kullanılan hatta vatandaş tarafından sadece bu şekli olduğu zannedilen bir boşanma sebebi var vatandaş ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK bu boşanma nedenini açıklayabilirmisiniz.

Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.

12-Dava açan şahıs daha çok kusura sahipse bu sebebe dayanarak dava açabilirmi dava açılan eşin itiraz hakkı varmı dır. Davalı eş itiraz etse dava reddedilirmi yoksa hakim tarafından boşanma davasını kabul etme şansı varmıdır.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

13-Anlaşmalı boşanma nedir, şartları nedir.

Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.

14-Boşanma davası reddedilirse ne olur. Bir daha boşanma davası açılabilirmi

Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

15-Boşanma davasını bakmaya yetkili mahkeme nasıl belirlenir.

Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

16-Boşanan kadının soy adı meselesinde çözüm nedir. Eşinin soy adını kullanmaya devam edebilir mi

Boşanma halinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hakimden bekarlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir.

Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hakim, kocasının soyadını taşımasına izin verir.

17-Hakim kadının kocasının soy ismini kullanmasına izin verirse koca tarafından ileride bu konuda itiraz etme hakkı varmıdır.

Koca, koşulların değişmesi halinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.

18-Boşanmada maddi ve manevi tazminat ile nafaka neye göre belirlenir.

- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.

Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz

19-Kadına nafaka ödenmesine karar verilirse bu kadın ölünceye kadar nafaka almaya devam eder mi. Nafakayı ortadan kaldırma şansı varmıdır. Şartları nelerdir.

İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

20-Boşanma davasında nafaka istenmedi ise boşandıktan sonra isteme şansı varmıdır. Nerede dava açılır.

Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Kesinleşmeden önce 1 yıl ,içinde açılır.


 

BOŞANMA DAVASINDA MAHKEMENİN EN KISA SÜREDE SONUÇLANMASI

Medeni Kanunumuzda boşanma sebepleri sınırlı olarak sayılmıştır. Yani açılan bir boşanma davasında hakimin boşanmaya karar verebilmesi için sayılan sebeplerden birinin mevcut olması gerekir. Bu sebeplerden biri de “Evlilik Birliğinin Sarsılması”dır. Bu madde kapsamında özel boşanma sebebi olarak anlaşmalı boşanma da düzenlenmiştir.

Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Yani tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğunu ispatlamalarına ihtiyaç duyulmaz. Bu durumda boşanma kararı verilebilmesi için hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkında taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.

Hakim tarafların ve çocukların menfaatlerini dikkate alarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya karar verilir.

Anlaşmalı boşanmaya karar verilebilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin bizzat dinlenmeleri, boşanmayı serbest iradeleriyle istemeleri, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında anlaşmaları, hakimin bu anlaşmaları uygun görmesi, görmezse gerekli değişiklikleri yapması, bu değişiklikler taraflarca da kabul edilirse boşanmaya karar verilmesi, kabul edilmezse ve açıkladığımız koşullardan bir tanesi bile eksikse taraflardan delillerini sunarak evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ispatlamaları gerekir.

Eşler ya birlikte başvururlar ya da birisinin davasını davalı diğer eş kabul eder. Eşler bizzat dinlenmeden veya bir eş dinlenip diğeri dinlenmeden ya da vekili dinlenerek anlaşmalı boşanmaya karar verilemez. Özel yetki verilmiş olsa bile vekaleten bu irade açıklanamaz.

Anlaşmalı boşanmanın koşulları oluştuğunda hakim bu durumla bağlı kalarak mutlaka boşanma kararı verecektir, hakim bu durumda ayrılık kararı veremez.

Hakim anlaşmalı boşanmada diğer konularda olduğu gibi çocuğun velayeti konusunda tarafların anlaşmasını uygun görmezse bu konuda yeniden düzenleme yapar. Taraflarca bu düzenleme uygun görülürse boşanma kararı verilecektir. Aksi takdirde taraflardan delilleri sorulup toplanarak sonuca göre karar verilecektir.

Anlaşmalı boşanmada boşanmanın sonuçlarına ilişkin sözleşmeler hakimin onayı olmadan sonuç doğurmaz. Yani bir boşanma dosyasına sunulmak üzere hazırlanan ve imzalanan bir protokolün hakimin onayı olmadan geçerliliği yoktur. Bu protokol, verilen boşanma kararının hüküm bölümüne geçirilir. Hükümde bu yönler tereddüt yaratmayacak ve infazda kolaylıklar sağlayacak biçimde açıkça gösterilmelidir.

Taraflar kanuna, ahlaka, kişilik haklarına aykırı olmamak koşulu ile her konuda serbestçe anlaşabilirler. Anlaşma hükümlerinin yerine getirilebilir olması yeterlidir.

Anlaşarak boşanmadan sonra taraflar arasında hiçbir hak ve alacak kalmaz. Dava ile birlikte kendi adına nafaka veya tazminat istemeyen eş daha sonra bu taleplerde bulunamaz.

Boşanma davasının devamı sırasında, boşanma ile ilgili iradeler açıklandıktan sonra taraflardan biri boşanma iradesinin hata, hile veya zora dayalı olduğunu ileri sürerse hakim bu konuyu öncelikle inceleyerek sonucuna göre karar verecektir. Bu yön araştırılmadan ve doğru olup olmadığını incelenmeden davaya devamla boşanma hükmü kurulamaz.

Kuşkusuz boşanma süreci hem tarafları hem de varsa çocukları oldukça yıpratan ve yoran bir dönem. Tarafların boşanma ve boşanmanın sonuçları konusunda uzlaşarak davanın anlaşmalı boşanma şeklinde görülmesi ise tarafların ve çocukların bu süreçten en az zararla çıkmasını sağlayacaktır.


 

BOŞANMA NEDENLERİ

Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma nedenlerini Avukat Cevat Kazma anlatıyor:

Bilindiği üzere evlilik hukuken resmi şekil şartına tabi bir sözleşmedir. Bu sebepledir ki evlilik sözleşmesi evlendirme memurunun önünde yazılı olarak imzalanmadığı takdirde geçerli bir evlilik birliği oluşmaz.

Evlilik birliğinin kurulması ile birlikte evlilik hukuken korunma altına alınmakta ve eşlerin karşılıklı olarak yükümlülükleri doğmaktadır. Bu yükümlülükleri yerine getirmeyen eş hukuken kusurlu eş olarak adlandırılır ve bu durum diğer eşe boşanma davası açma hakkı verir.

Türk Medeni Kanununun özel olarak saydığı zina, hayata kast ve pek fena veya onur kırıcı davranış, akıl hastalığı, terk gibi özel haller yanında evlilik birliğinin sarsılması gibi genel sebeplere yer verilmiştir. Özel sebeplere ilişkin boşanma sebepleri şunlardır;

Zina

Türk Medeni Kanunu’na göre kanunun doğrudan kusur saydığı fiillerin başında zina fiili gelmektedir. Zina sözlük anlamı olarak “aralarında evlilik birliği olmayan kişiler arasında cinsel ilişki” olarak tanımlanmaktadır. Ancak medeni kanunda zikredilen zina kavramı sadece cinsel ilişki olmayıp evli bir kişinin evlilik birliğinden kaynaklanan “sadakat” yükümlülüğüne aykırı bir şekilde diğer bir kimse ile duygusal ve fiziksel yakınlaşması olarak değerlendirilmelidir. Buradaki sadakat yükümlülüğü tabii ki toplumdan topluma göre değişiklik göstermekte olup, bizim toplumumuzda kabul gören sadakat kavramı ile ölçülmelidir. Zina yapan eş kusurlu eş olarak kabul edilir. Bu durum diğer eşin dava açma hakkı verir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken konu kanuna göre affeden eşin zina sebebine dayanarak dava açma hakkının bulunmamasıdır. Zina eyleminin üzerinden 6 ay ve her halde 5 yıl geçmekle zina sebebiyle dava açma hakkı ortadan kalkar.

Hayata kast, pek fena(kötü) veya onur kırıcı davranış

Kanunun doğrudan kusur saydığı diğer bir kavram ise hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranıştır. Eşlerden her biri kendisinin hayatına kast edilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle bu fiil ve davranışlarda bulunan ve kanunen kusurlu sayılan eşe karşı boşanma davası açabilir. Kusurlu eş tarafından diğer eşe karşı hayatını ortadan kaldırmaya yönelik fiilin bir kere yapılmış olması yeterli olurken, pek kötü davranılmasında bu davranışların belirli bir süre devam etmesi ve davranışların kanunun aradığı anlamda fena muamele özelliklerinde bulunması gerekmektedir. Aksi takdirde pek kötü davranılması sebebi değil şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanma söz konusu olmaktadır. Onur kırıcı davranış ise somut olayın özelliğine, şahısların sosyal statüsüne ve buna bağlı sübjektif diğer kriterlere göre değişiklik göstermektedir. Genel olarak onur kırıcı davranışın bu davranışa maruz kalan eşi manevi olarak ağır derecede etkilemesi ve manevi dünyasında buhran oluşturması gerekmektedir. Bu tür soyut kavramların ispatlanmasında eşlerin sosyal statüsü, yaşadıkları çevre, toplumca kabul görmüş somut olgu ve davranışların göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Yine zina sebebiyle boşanma davası açma hakkı gibi bu konuda da davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşmektedir.

Terk

Kanunun özel kusur sebeplerinden saydığı diğer bir durum ise terktir. Şöyle ki; Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ise ve istem üzerine hakim tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş terke dayanarak boşanma talep edebilir.

Terk sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için, terk fiilini gerçekleştiren eşin, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçmak amaç ve saikiyle hareket ederek ortak konutu terk etmesi ve terk durumunun 6 ay sürmesi ve dava açma zamanında da devam etmesi yasa gereğidir. Dava esnasında da talep üzerine hakim terk eden eşi, 2 ay içinde ortak konuta dönmesi ve evlilik birliğinin devam etmesi amacıyla gerekenin yapılması aksi halde boşanmanın gerçekleşeceği hususlarında ihtar eder. Bu ihtarın da sonuçsuz kalması durumunda başkaca bir durum yok ise terk sebebiyle boşanma hükmü verilir.

Bu konuda önemli olan husus şudur ki, eşlerden biri diğerini ortak konutu terk etmeye zorlamış ise veya haklı bir sebebi olmaksızın ortak konuta dönmesini engellemiş ise bu fiil ve davranışlarda bulunan eş de ortak konutu terk etmiş sayılır. Bu fiil ve davranışlarda bulunan eş de Medeni Kanunumuza göre kusurlu eş olarak öngörülmüş ve bu eşe ilişkin olarak da terk sebebiyle boşanma davası açılabilmesi öngörülmüştür.

Akıl Hastalığı

Kanundan kaynaklanan boşanma sebeplerinden biri de akıl hastalığıdır. Akıl hastalığı birçok şekilde oluşabileceği gibi akıl hastalığının boşanma sebebi sayılabilmesinin şartlarından biri akıl hastalığının diğer eş için ortak hayatın çekilemez hale gelmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığına dair resmi sağlık kurulu raporunun bulunmasıdır. Bu şartların birlikte oluşması halinde, akıl hastalığına yakalanan eşe karşı diğer eş akıl hastalığı sebebine dayanarak boşanma davası açabilir. Ancak geçmesi muhtemel olan akıl hastalığına ilişkin olarak bu sebebi bir bahane olarak ileriye süren eş, bu sebebe dayanarak boşanma davası açamaz.

 

Evlilik Birliğinin Sarsılması

Şu ana kadar saydığımız sebepler özel boşanma hallerini ifade etmekte olup özel boşanma hallerine girmeyen boşanmaya sebebiyet verecek diğer olay ve olguların tümü genel sebepler olarak niteleyebileceğimiz evlilik birliğinin sarsılması kurumudur.

Evlilik birliği, eşlerin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Temelinden sarsılmış olma durumu çok çeşitli hallerde ortaya çıkabileceği gibi yukarıda saydığımız özel boşanma sebeplerine girmemekle birlikte onlara benzer durumları ifade edebilir.

Belirttiğimiz gibi, evlilik birliğinin sarsılmasının çok çeşitli sebepleri olabilir. Bu durum eşlerin sosyal, ekonomik, yaşadıkları çevre veya buna benzer sebeplere bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Belirli bir çift için aynı sebepten dolayı evlilik birliğinin sarsılmış olacağı kanaatine varılabilirken diğer bir çift için aynı sebebe bağlı olarak evlilik birliğinin sarsılmış olacağı sonucuna varılmayabilir. Her eşin kendi durum ve somut olayına uygun olarak bu konuyu tartması ve bir avukattan yardım alması uygun olacaktır.

Evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle dava açmak isteyen eşin, kusurunun daha ağır olması halinde (örneğin bir eş diğerine hakaret etmiştir ancak diğer eş ona fiziksel şiddet uygulamıştır) kendisine karşı dava açılan eşin bu davaya itiraz hakkı mevcuttur. Ancak bu itiraz hakkının kullanılması konusunda önemli olan durum şudur; kullanılan bu hak, hakkın kötüye kullanımı durumu yaratıyor ise veyahut evlilik birliğinin devamında davalı eş ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmadığı açıkça görülüyor ise bu durumda boşanmaya karar verilmesi doğru ve kanuna uygun olacaktır.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması kurumunda, evlilik birliğinin sarsılmasına yol açan davranış ve fiillerde bulunan eşin kusurlu olduğu kabul edilir. Ancak eşlerden birinin kusuru bulunsa dahi yeni Türk Medeni kanunu diğer eşin daha kusurlu bulunması halinde yine kusurlu eşe dava hakkı vermektedir. Kısaca somut olay ve olgulara göre çeşitlilik gösteren bu kurum evlilik birliğinden eşler, çocuklar ve toplum için beklenen bir faydanın kalmaması halinde ve müşterek hayatın devamının eşlerden beklenemeyecek bir hale gelmiş olması hallerinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğu kabul edilmektedir.


 

BOŞANMA DAVASI NASIL AÇILIR?

1. En Önemli ve Öncelikli Adım Karar Vermektir

Boşanma Davasının en olmazsa olmaz şartı gerçekten boşanmayı istemenizdir. Unutmayın ki bu yolda karşınıza çıkabilecek engelleri aşma azminiz sizin en büyük yardımcınız olacaktır. Mutlaka hatırlanmalıdır ki , evlenirken size yardım eden insanların çok büyük kısmı siz boşanırken yardımcı olmayacaklardır. Bu yolda gerçekten çok kararlı olmalısınız. Eğer kararsızsanız bu yola hiç girmeyin diyoruz.

Bir diğer önemli konu boşanma davasının açılmasını doğuracağı sonuçları önceden düşünmek ve bunlara göre tedbir almaktır. Boşanma davası açıldıktan sonra evinizde mi kalacaksınız yoksa o mu gidecek ? Kirada iseniz kirayı kim ödeyecek ? Mali durumunuz bundan nasıl etkilenecek ? Çocuklarınız eşinizle nasıl görüşecek ve okul durumları nasıl olacak ? Yeni bir işe mi başlayacaksınız? Ailenize bu durumu nasıl aktaracaksınız ? Bütün bunlarla baş ederken psikolojinizi nasıl sağlam tutacaksınız ? Bu ve pek çok sorunun cevabını önceden hazırlamanız işlerinizi çok kolaylaştıracaktır.

2. Boşanırken Çocuğunuza Zarar Vermemekte Kararlı Olun

Boşanma sizin ve eşiniz arasında yaşanan bir durumdur. Bu durum ikinizin arasında kalmalıdır. Boşanmada çocukların silah olarak kullanılması yaşanabilecek en kötü durumlardan birisidir. Bu durum çocukların minik kalplerinde kapanmayacak yaralar açmaktadır. Öyle ki bu kapanmayan kalp yaraları çocuğunuzun bir ömür boyunca canını acıtacaktır. Medeni bir şekilde boşanabilmek çocuğunuza yapabileceğiniz en büyük iyiliklerden biridir. Yaşadığımız tecrübeler , boşanmada silah olarak kullanılan çocukların ruhen ve bedenen daha sağlıksız olduklarını göstermektedir. Boşanma süreciniz devam ederken çocuğunuzu eşinize göstermemek , eşinizi çocuklarınıza kötülemek veya çocuklarınıza nafaka vermemek çok yanlış davranışlardır. Bu yanlış davranışları yapmamakta kararlı olmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz. Çünkü sizin bir yetişkin olarak zorluklarla mücadele ettiğiniz konularda çocuğunuzun zayıf ve aciz olduğunu hatırlayın.

3. Avukat Bulun

Boşanma konusunda diğer önemli bir konu iyi bir boşanma avukatı bulmaktır. Çünkü boşanma yolundaki en önemli yardımcınız emin olun boşanma avukatınız olacaktır. Boşanma sürecinde avukata ihtiyacın yok diyenlere aldırmayın. Makul sürede ve mümkün olan en kısa yoldan boşanabilmek için işinin ehli yani profesyonel bir boşanma avukatı çok önemlidir.

 

Hayatınızda ilk defa karşılaştığınız bir konuda profesyonel yardım almak çok yerinde ve çok akıllıca bir karar olur. Adliyelerde avukatsız iş yapmaya çalışıp boşanma davasını kördüğüme çeviren pek çek kişi herkese ibrettir. Boşanma sürecinde karşılaşma ihtimaliniz olan engeller hakkında avukatınız sizi bilgilendirecektir. Ayrıca önemli karar verme anlarında sizin doğru kararı vermenize yardım edecektir.

Boşanma avukatı ararken daha önce boşanmış tanıdıklarınızdan yardım alabilirsiniz. Bulduğunuz avukat isimleri hakkında internette araştırma yapabilirsiniz. Burada en önemli nokta tutacağınız avukatın profesyonel bir boşanma avukatı olduğunu bilmektir.


 

BOŞANMADA EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ

Tarafların boşanma davasını açtıkları tarih olan, 03.09.2003 tarihinden önce 4721 sayılı Medeni Kanun yürürlüğe girdiğinden, taraflar arasındaki uyuşmazlığa bu kanunun uygulanacağı açıktır. Taraflar sözleşme ile başka bir mal rejimini kabul etmediklerine göre, yasal mal rejimi olan “edinilmiş mallara katılma rejimi”ne tabidirler.

Medeni Kanunumuz 219. maddesinde, eşlerin edinilmiş malları arasında, sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumu ve kuruluşlarının personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeleri de saymıştır. Şu halde davalıya Posta ve Telgraf Teşkilatı Biriktirme ve Yardım Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından toplam 3.035,62-TL ile Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından ödenen 11.883,80-TL emekli ikramiyesi “edinilmiş mal” sayılmaktadır.

Böylece TMK’nun 228. maddesine göre, eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler, ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte, bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idi ise, tasfiyede bu miktar kişisel mal olarak dikkate alınır ve bakiye miktar de edinilmiş mal sayılır


 

ANLAŞMALI BOŞANMAYA İLİŞKİN PROTOKOL

 

ANLAŞMALI BOŞANMAYA DAİR PROTOKOL                                                                                                                              

Xxxxxxxx ile xxxxxxxx aralarında karşılıklı olarak anlaşarak BOŞANMAYA karar vermiş olup, aralarında iş bu protokol tanzim edilmiştir.

Bu protokol gereğince ;

1-xxxxxx ile xxxxxx …  karşılıklı olarak boşanmayıkabul ederler,

2- Taraflar her türlü şahsi eşya ile çeyiz olarak getirmiş bulundukları eşyalarının tümünü almış olup, birbirlerinden eşya olarak başkaca alacakları olmadığınıkabul ederler.

3- Taraflar boşanma sebebiyle birbirlerinden tedbir, yoksulluk nafakası veya herhangi bir şekilde maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmamaktadırlar.

4- Taraflar yukarıda yazılı şartlarda anlaşmış olup, iş bu protokol  tarafından açılacak boşanma davasında anlaşmalı boşanmanın esası olarak Mahkemede delil olarak kullanılacaktır.

İş bu protokolü okuduk, irademize uygun bulduk ve karşılıklı olarak imza altına aldık.

                                           xxxxxxx                                        xxxxxxxxx


 

BOŞANMA DAVALARINDA MANEVİ TAZMİNAT NASIL ALINIR?

Boşanma davalarında manevi tazminat Türk Medeni Kanunun aşağıdaki maddelerinde düzenlenmiştir.

MADDE 174.- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

2. Yoksulluk nafakası

MADDE 175.- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.

Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi

MADDE 176.- Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.

Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.

İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.

Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir

Manevi tazminat isteminin maddi koşulları aşağıdaki gibidir.

- Tazminat isteyen eş kusursuz olmalı ya da az kusurlu olmalıdır,

- Tazminat istenen eş daha kusurlu olmalıdır,

- Zarar oluşmalıdır

- Nedensellik bağı olmalıdır

- Hukuka aykırılık olmalıdır.

Manevi tazminatın da biçimsel koşullarını ;

- İstek

- Süre

- Evlilik birliğinin boşanma ile son bulması

A. Görevli Mahkeme

Eğer manevi tazminat boşanma davasıyla beraber istenmiş ise bu durumda görevli mahkeme boşanmaya karar verecek olan aile mahkemesidir. Manevi tazminat boşanma davasında istenmemiş ise bu durumda; boşanma davasından ayrı bir davada istenen manevi tazminat usul hukukunda belirlenen miktara göre hangi mahkeme görevli ise o mahkemede istenir.

B. Yetkili Mahkeme

Yargıtaya göre boşanmadan sonra açılacak manevi tazminat davasında yetkili mahkemeyi belirlemekteki tercih hakkı davacıya aittir . yani burada bir kesin yetki söz konusu değildir. Terditli yetki söz konusudur. Örneğin davacı kendi yerleşim yerinde bu davayı açabilir.

V. SONUÇ


 

BOŞANMA DAVASINDA NAFAKA TALEBİ OLMAYAN KİŞİ BOŞANMADAN SONRA NAFAKA DAVASI AÇABİLİR Mİ?

öz konusu protokol sonrası boşanma kesinleşmiş, anladığıma göre. Protokole atılan imzanın, dolayısıyla bayanın nafaka talep etmeme iradesinin hata, hile, tehdit vs. sebeplerle sakatlandığı ileri sürülmediğine göre, nafaka talebinden karşılıklı olarak feragat edilmiş sayılacak, dolayısıyla nafaka davası açılamayacaktır.

Ancak iştirak nafakasında durum farklı. Şöyle ki;

T.C.

YARGITAY

HUKUK DAİRESİ 3

Esas No.

2003/12252

Karar No.

2003/12220

Tarihi

14.10.2003

4721-TÜRK MEDENİ KANUNU (MK)/182/2/330

ANLAŞMALI BOŞANMA

İŞTİRAK NAFAKASI

NAFAKA İSTENMEMESİ

ÇOCUĞUN BAKIM VE EĞİTİM GİDERLERİ

ÖZET

ANLAŞMALI BOŞANMA İLE İŞTİRAK NAFAKASI İSTENMEMİŞ OLSA BİLE SONRADAN BU İSTEM GÜNDEME GETİRİLEBİLİR. MAHKEMECE BU YÖN KABUL EDİLMEKLE BİRLİKTE DAVACI BABANIN ÇOCUĞUN BAKIM VE GÖZETİMİ ( BİLEREK VE İSTEYEREK ) ÜSTLENMESİ VE DE EKONOMİK DURUMU DAVACIYA GÖRE DAHA ZAYIF OLAN DAVALI ANNEDEN İŞTİRAK NAFAKASI İSTENMESİNİN HAKSIZLIK OLDUĞU YÖNÜNDEKİ GEREKÇE İSE YASAL DAYANAKTAN YOKSUNDUR. HER NE KADAR DAVALI ANNENİN EKONOMİK DÜZEYİ DAVACI BABAYA GÖRE DAHA DÜŞÜK İSE DE ÖĞRETMEN OLAN DAVALININ SOSYAL VE EKONOMİK “GÜCÜ” ORANINDA KÜÇÜĞÜN BAKIM VE EĞİTİM GİDERLERİNE KATKIDA BULUNMASI ZORUNLUDUR. DAVALININ TESPİT EDİLEN EKONOMİK DURUMU SADECE NAFAKANIN MİKTARINI TAYİNDE ROL OYNAR.

DAVA :

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR :

Davada, velayeti kendinde bulunan küçük için davalı anneden iştirak nafakası istenilmiş; mahkemece iki tarafın da öğretmen olduğu, tarafların anlaşmalı boşanma ile velayetin davacı babada bırakılmasını istediği, herhangi bir nafaka talebi olmadığı, buna rağmen sonradan iştirak nafakasının istendiği ve davacının ekonomik durumunun davalıdan daha iyi olduğu gözetildiğinde istemin haksız bulunduğu kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir.

TMK’nun 182/2. maddesine göre boşanma veya ayrılık vukuunda, velayet kendisine verilmeyen eş, küçük çocuğun bakım ve eğitim giderlerine “gücü” oranında katılmak zorundadır.

Bu husus kamu düzenine ilişkin olup tarafların iradesine tabi kılınmamıştır. Dolayısı ile anlaşmalı boşanma ile iştirak nafakası istenmemiş olsa bile sonradan bu istem gündeme getirilebilir. Mahkemece bu yön kabul edilmekle birlikte davacı babanın çocuğun bakım ve gözetimi ( bilerek ve isteyerek ) üstlenmesi ve de ekonomik durumu davacıya göre daha zayıf olan davalı anneden iştirak nafakası istenmesinin haksızlık olduğu yönündeki gerekçe ise yasal dayanaktan yoksun olup kabul edilebilir nitelikte değildir.

Her ne kadar davalı annenin ekonomik düzeyi davacı babaya göre daha düşük ise de öğretmen olan davalının sosyal ve ekonomik “gücü” oranında küçüğün bakım ve eğitim giderlerine katkıda bulunması zorunludur. Davalının tespit edilen ekonomik durumu sadece nafakanın miktarını tayinde rol oynar. Böylece hakim, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, küçüğün yaş, eğitim ve bakım giderlerini ( TMK. mad. 330 ) dikkate “hakkaniyet” ölçüsünde nafaka takdir etmelidir.

SONUÇ :

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

3. Hukuk Dairesi

Esas : 2005/13146

Karar : 2005/12688

Tarih :01.01.2005

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

Davada,30.000.000 lira olan yoksulluğun artırılarak 150 YTL’ye ve 40.000.000 lira olan iştirak nafakasının artırılarak 200 YTL’ye çıkartılması istenilmiştir.

Mahkemece,davacının boşanma davasında yoksulluk nafakası talebinin bulunmadığı gerekçesi ile yoksulluk nafakasının artırılması davasının reddine; iştirak nafakasının artırılması davasının ise kısmen kabulü ile 40.000.000 lira olan iştirak nafakasının 40 YTL artırılarak 80 YTL olarak belirlenmesi cihetine gidilmiş , hüküm süresinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Yoksulluk nafakası;boşanma kararının kesinleşmesinden sonra hüküm ifade eden,boşanmaya bağlı fer’i bir haktır.Ancak,boşanmadan sonra talep edilemeyeceğine ilişkin yasada bir hüküm bulunmamaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni kanununun 175. maddesi ve devamı hükümlerine göre nafaka talep edilen tarihte nafaka alacaklısının yasanın öngördüğü şartları taşıması halinde mahkemece, yoksulluk nafakasına hükmedilebilecektir.

Başka bir deyişle;boşanma davası sonrasında yoksulluk nafakası isteme hakkını kaybetmemiş davacı (nafaka alacaklısı) aynı yasa 178. maddesi hükmü gereğince bir yıl içerisinde boşanmadan ayrı olarak açacağı dava ile yoksulluk nafakası isteyebilecektir.

Dosya içerindeki bilgi ve belgelere göre davacının boşanma davası sırasında yoksulluk nafakası talep etmediği (yani talep koşulunun gerçekleşmediği noktasında) ihtilaf bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık,boşanmanın kesinleşmesi üzerine ayrı bir dava ile yoksulluk nafakası istenip-istenemeyeceğine ilişkindir.

Somut olayda;davacı ve müşterek çocuk yararına Manisa 2. Asliye Hukuk mahkemesinin 2001/253-509 sayılı kararı ile 30.000.000-20.000.000 lira tedbir nafakası bağlanmıştır.Daha sonra Manisa Aile Mahkemesinin 11.11.2003 tarih ve 2003/51-208 sayılı ilamı ile taraflar boşanmışlardır.Bu hüküm, taraflarca temyiz edilmeyerek 19.12.2003 tarihinde kesinleşmiştir.Kaldı ki, bu davada davacı sadece tedbir nafakasının artırılması isteminde bulunmuş ve daha sonra artırma isteminden vazgeçmiştir.Bu dava da ayrıca yoksulluk nafakası talebi olmadığı gibi aleyhine kesin hüküm oluşturacak şekilde olumlu veya olumsuz bir karar da bulunmamaktadır.

O halde mahkemece,boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıllık sürede açılmış bu davanın esasına girilerek yukarıdaki ilkeler gereğince inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken davanın reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.11.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


 

BOŞANMA-ZİYNET EŞYALARI VE EŞYA TESPİTİ

Boşamada ziynet eşyaları kadının zilyetliğinde sayılır. Bu nedenle diğer eşte olduğunu ispatlama yükü kadındadır.

T.C. YARGITAY

2.Hukuk Dairesi

Esas: 2005/1218

Karar: 2005/4529

Karar Tarihi: 23.03.2005

ÖZET: Davacı ziynet eşyalarını aynen veya bedelini istediğinden, 4721 sayılı yasa yürürlüğe girinceye kadar mal ayrılığı, bu tarihten boşanma tarihine kadar da edinilmiş mallara katılma rejimine tabidir. Medeni kanunun ikinci kitabından kaynaklanan ihtilaflara aile mahkemelerinde bakılır.

 

(4787 say. kan. 4. md.) (4722 say. Kan. 10.md.) (4721 say. Kan. 202.md.)

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı ziynet eşyalarının aynen, bulunmadığı halde bedellerinin kendisine verilmesini istemiştir. Tarafların 14.11.2002′de boşandıkları, kararın 19.11.2003′te kesinleştiği, eşler arasında evlendikleri tarihten 4721 sayılı Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, boşanmalarına kadar da edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulandığı anlaşılmaktadır. (4722 S.K. m.10, MK.m.202) Medeni Kanununun ikinci kitabından kaynaklanan ihtilafların Aile Mahkemesinde bakılması gerekir. (4787 S.K.m.4/1) Mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde görev yönünden ret kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Sonuç:Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.


 

BOŞANMA DAVASI TERK , TERK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI

Boşanmaya ilişkin hükümler 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 2. kitabının, 2. bölümünde yer almaktadır. Boşanma sebepleri ise 161. madde ila 166. madde arasında düzenlenmiştir. Kanunumuza göre boşanma sebepleri; (1)zina, (2)hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, (3)suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, (4)terk, (5)akıl hastalığı ve (6)şiddetli geçimsizliktir.

Tarafların serbest iradeleri sonucu meydana gelen evlilik birliğinin yaşayabilmesi için ilk koşul; eşlerin bir arada yaşamalarıdır. Bir arada yaşama, evliliğin taraflara yüklediği temel görevlerdendir. Eşlerden biri, bu görevi haklı bir sebep olmaksızın yerine getirmekten kaçındığı takdirde, kanun koyucu diğer eşe öncelikle ihtar isteminde bulunma hakkı vermiştir. Geçerli bir ihtara rağmen, ortak konuta dönmeyen eş aleyhine boşanma davası açılabilir. Bu durum, “terk” adı altında 4721 sayılı Kanunun 164. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; “Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hakim tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır./ Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hakim, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi halinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilan yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.”

Bu hüküm eski Medeni Kanunun 132. maddesinde yer alıyordu. Buna göre; ihtar talebinde bulunabilmek için iki aylık ayrılık süresi gerekmekteydi. Hakim, çekeceği ihtarda diğer tarafa bir ay zarfında eve dönmesi gerektiğini ve buna uymaması durumunda aleyhine boşanma davası açılabileceğini bildiriyordu. Görüldüğü üzere yeni düzenleme ile 3 aylık ayrılık süresi, 6 aya çıkarılmıştır.

İHTAR İSTEMİNDE BULUNMANIN KOŞULLARI:

1. Haklı Bir Sebep Olmaksızın Müşterek Konut Terk Edilmiş Olmalıdır:

Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk etmiş veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemiş olmalıdır.

Eski Medeni Kanunda yer almamasına rağmen, 4721 sayılı Kanuna göre; diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Bu durumda evden ayrılmak zorunda kalan, ya da eve dönmesi engellenen kişinin talebi üzerine hakim, çekeceği ihtarda terk eden eşe, eşinin ortak konuta dönmesini engellememesi gerektiğini, buna uymaması durumunda aleyhine boşanma davası açılabileceğini bildirir.

Kanunda belirtilen sürelerde, haklı bir sebep olmaksızın ayrı yaşamış olmak gerekmektedir. Ayrı yaşama haklı bir sebebe dayanmakta ise, terk sebebiyle boşanma davası açabilmek mümkün değildir. Örneğin; boşanma davası açmakla eşler ayrı yaşama hakkını elde ederler. Böyle bir durumda ayrı yaşayan eş haklı bir sebebe dayanmaktadır. Hal böyle olunca ihtar kararı verilemez, verilse dahi hukuki sonuç doğurmaz. Yine evi terk eden eşin açtığı tedbir nafakası davası kabul edilmişse, eşin ayrı yaşamada haklı olduğu hükmen tespit edilmiş olduğundan bu süre içinde çekilen ihtar hukuki bir sonuç doğurmaz.

Eş, arzu ve ihtiyarında olmayan sebeplerle, evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmeme gibi bir maksat taşımaksızın evi terk zorunda kalmışsa, bu hüküm uygulanmaz. Örneğin; bir eşin askerlik görevini yapmak üzere evden ayrılması, görev gereği başka bir ülkeye gitmesi, ceza evinde cezasını çekiyor olması diğer eşe terk sebebiyle ihtar çekme hakkını vermez.

2. Müşterek Konutun Terkinden İtibaren En Az Dört Ay Geçmiş Olmalıdır:

Hükme göre ayrılık, en az 6 ay sürmüş olmalıdır. Bu altı aylık süre iki bölümden meydana gelmektedir. Dört aylık ayrı yaşama süreci tamamlandıktan sonra, ihtara rağmen eş iki ay içinde eve dönmezse boşanma davası açılabilecektir. Bu husus gözden kaçırıldığı takdirde, dört aylık ayrılık süresi altı aya çıkarılmış olur ki, Kanunda yazılı sürelerin hakim veya taraflarca değiştirilmesi mümkün değildir.

İHTAR İSTEMİ VE ŞEKLİ:

Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hakim, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiğini ve dönmemesi halinde doğacak sonuçları bildirir.

Hakim, eşinin haklı bir sebep olmaksızın evi terk ettiğini beyan eden tarafın iddiası ile bağlı kalarak eşe ihtar çeker. Bu ihtarda, eşin seçtiği konutun açık adresini, tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde eve dönmesi gerektiğini ve aksi takdirde aleyhine boşanma davası açılabileceğini bildirir.

27.03.1957 tarihli İBK’ya göre; “Terk nedeniyle boşanma davasına temel olmak üzere ihtar yapılması istendiğinde hakim, bu istemi yerine getirmek zorundadır. İhtarın yapılması hakime işin esasını araştırma yetkisi vermez. İhtar yapılması sonuç doğurucu (nihai) nitelikte olmadığından bu tür işlemler temyiz edilemez.”

Yine aynı karara göre ihtarı yapan hakimin ihtarnameye, eşin gideceği yerin açık adresini ve terkin mahiyetine göre icap ederse ve ihtarı yaptıran talep etmişse o yere gitmek için işin emrine amade kılınan para miktarını ve bir ay (eski Medeni Kanun döneminde) zarfında gidilmesi lüzumunu ve gidilmemesi halinde de bunun müncer olacağı neticeyi yazması gerekmektedir.

Buna göre ihtar isteminde, eşin davet edildiği yerin açık adresi yer almalı, iki ay içinde gidilmemesi durumunda aleyhine boşanma davası açılabileceği belirtilmelidir. Ayrıca davet eden talep etmişse, eşin yol masrafı için ödenen para miktarı da belirtilir. Hakim, eşin haklı bir sebeple evden ayrılıp ayrılmadığını, davet edilen evin bağımsız nitelikte olup olmadığını, vs. araştıramaz.

Müşterek konutu terk eden eşini, müşterek hayatın devamına imkan verecek şekilde döşenmiş, maddi ve manevi bağımsızlık teşkil eden eve davet eden eş, ihtar dönemi boyunca eşi eve geldiğinde hiçbir sıkıntıya uğramadan eve girebilmesini sağlayacak tedbirleri almakla yükümlüdür. Bu sebeple, ihtar talebinde bulunurken, eve ait anahtarın kolaylıkla alınabileceği evin açık adresinin ve anahtarı verecek şahısların isimlerini ihtar kararına yazdırmalı ve bu açıklığı taşıyan ihtarı eşine tebliğ ettirmelidir. Aksi takdirde 2 aylık süre içinde ya bizzat kendisi evde beklemek zorunda kalır, ya da eşi eve geldiğinde onu bahanesiz biçimde eve alacak bir şahsı sırf bu amaçla hazır bulundurmalıdır. Bu şartlar gerçekleştirilmeksizin eş davet edilmiş ve davet üzerine gelen eş, eve girme imkanını bulamamışsa, dava reddedilir.

Ancak, ihtara uyarak davet edildiği eve gelen eşe düşen yükümlülük de vardır. O da içeriye giremediğini, ya da eve alınmak istemediğini belgelendirmek durumundadır. Bu belgelendirme hakime başvurularak HUMK’un 368 ve sonraki maddeleri uyarınca delil tespiti yoluyla yapılabileceği gibi, zabıtaya veya muhtarlığa başvuruda bulunularak, onların tutacağı tutanakla tevsik biçiminde de olabilir. Hiç birinin mümkün olmaması durumunda ise eş, olaya tanık olan şahısları dinletmek suretiyle iddiasını ispatlamalıdır.


 

BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI NASIL OLUR

 

Türk vatandaşı olarak boşanmış olan kişilerin malları ne olacak?

2002 yılında bu sorunun cevabı açısından oldukça önem taşımaktadır.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu Edinilmiş mallara Katılma Rejimini yasal mal rejimi olarak kabul etmiştir.(TMK 202.m).

Buna göre örneğin 2002 yılında evlenen bir çift eğer başka bir mal rejimi seçmemişse (mal ayrılığı rejimi gibi) boşanma halinde kişisel malları ve ortak borçlar çıkartıldıktan sonra prensip olarak, geriye kalan para değeri olan her şey eşler arasında eşit olarak paylaşılacaktır.

İki tarafın da Türk vatandaşı olduğu bu tür durumlara da, davanın Almanya`da ya da Türkiye`de açılmasının her hangi bir önemi bulunmamaktadır. Taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa olaya Türk hukuku uygulancaktır


 

BOŞANMA MAL PAYLAŞIMI, BOŞANMA BANKADAKİ PARA

1-Katkı payı;Boşanma ile birlikte malın sahibi olan eşe,diğer eş tarafından yapılmış çeşitli katkılar değer artış oranı da dikkate alınarak geri istenir.

Katkı payı davasında malın paylaşılması istenemez,Sadece yapılan katkı alacak yani para olarak istenir.

Katkı payı davasında evliliğin başlangıcından boşanma davası açılıncaya kadar yapılan katkıları konu edilir..Bu nedenle 1 Ocak 2002 de yürürlüğe giren yeni Medeni Kanun sebebi ile katkı payı alacağını nitelik olarak değiştirmemiştir.Kısacası katkı payı evliliğin her aşamasında yapılan aktif tüm katkıları kapsar.

Sorunuzda alınan taşınmazı çalışma karşılığı aldığınız para ve ailenizden aldığınız borçla ödediğinizi belirtmektesiniz.

Eğer çalışmanız 1 Ocak 2002 tarihinden önceki dönemde ise o dönemde yürülükte olan 743 sayılı yasa gereği evin geçimine katkıda bulunma zorunluluğunuz bulunmadığından ve evin reisi olarak bu sorumluluğun erkeğe ait olması sebebi ile kazancınız sizin kişisel geliriniz sayılacaktır.Ailenizden aldığınız para da bağış sayılacağından bu miktar da eşinizin hesabına dahil edilmez.

2002 öncesi veya sonrası dönemde eşinizin aktif olarak malın alınmasına,iyileştirmesine katkısı yoksa,eşinizin katkı payı alacağı da olmayacaktır.

2-Katılım alacağı:

1 Ocak 2002 de yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu yasal mal rejimi olarak “edinilmiş mallara katılma rejimi”ni benimsemiştir.

Bu düzenlemeye göre 1 Ocak 2002 den sonra eşlerden birinin karşılığı verilerek elde edilmiş para ile alınan mallarının değerleri üzerinden diğer eşin alacak hakkı bulunmaktadır.

Yeni yasaya göre 1 Ocak 2002 ile 22 Ekim 2002 arasında çalışıyorsanız ve bu dönemdeki geliri bu evin alınmasına harcamışsanız sadece bu tarih aralıkları arasındaki değer dikkate alınarak eşinizin katılım alacağı hesaplanacaktır.Mal yine kimina dına kayıtlı ise onundur.

Sn Katılımcı, ana hatları ile mal rejimi tasfiyesi hakkında bilgi yazılmıştır.

Olayınız konusunda taşınmazın edinilme biçimi,parasal kaynağı ve tarihi dikkate alınarak durumun değerlendirilmesi gerekmektedir.

 

Bir avukattan doğrudan hukuki destek almanızı öneriyoruz.


 

BOŞANMA DAVASININ SONUÇLARI

Red: Boşanma davasını açan eş, davasının dayanağı olan boşanma sebeblerini ispat edemezse, dava reddedilir. Taraflar barışırlarsa, dava reddedilir. Davacı, davasından vazgeçerse, dava red edilir,

Dava’nın düşmesi: Davacı, davasını takip etmezse, dava düşer.

Boşanma Kararı : Davacı, davasını ispat ederse ve davanın reddini gerektiren bir sebep de yoksa, Boşanma kararı verilir.

Ayrılık Kararı: Hakim, tarafların barışma ihtimali olduğuna kanaat getirirse, ayrılığa karar verebilir. Boşanma hükmü kesinleşmeden davacı ölürse hüküm kendiğinden ortadan kalkar. Boşanma hükmü kesinleştikten sonra yürürlüğe girer ve ancak o zaman Kanun’da yazılı sonuçlan doğurur. Boşanma hükmü kesinleştikten sonra boşanan kadın hemen evlenemez. Zira TMK. m: 132′ye göre, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak 300 gün geçmedikçe evlenemez. Ancak, bu süre, kadının doğurmasıyla biter.


 

BOŞANMA DAVASI

A. Boşanma sebepleri

I. Zina

MADDE 161.- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.

Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

II. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış

MADDE 162.- Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.

Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

III. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme

MADDE 163.- Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

IV. Terk

MADDE 164.- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

V. Akıl hastalığı

MADDE 165.- Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.

VI. Evlilik birliğinin sarsılması

MADDE 166.- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.

Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

B. Dava

I. Konusu

MADDE 167.- Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir.

II. Yetki

MADDE 168.- Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

III. Geçici önlemler

MADDE 169.- Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır.

C. Karar

I. Boşanma veya ayrılık

MADDE 170.- Boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hâkim boşanmaya veya ayrılığa karar verir.

Dava yalnız ayrılığa ilişkinse, boşanmaya karar verilemez.

Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir.

II. Ayrılık süresi

MADDE 171.- Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir. Bu süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar.

III. Ayrılık süresinin bitimi

MADDE 172.- Süre bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona erer.

Ortak hayat yeniden kurulmamışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olan olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz önünde tutulur.

IV. Boşanan kadının kişisel durumu

MADDE 173.- Boşanma hâlinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hâkimden bekârlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir.

Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim, kocasının soyadını taşımasına izin verir.

Koca, koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.

V. Boşanmada tazminat ve nafaka

1. Maddî ve manevî tazminat

MADDE 174.- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

2. Yoksulluk nafakası

MADDE 175.- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.

Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi

MADDE 176.- Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.

Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.

İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.

Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

4. Yetki

MADDE 177.- Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

5. Zamanaşımı

MADDE 178.- Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

VI. Mal rejiminin tasfiyesi

1. Boşanma hâlinde

MADDE 179.- Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır.

2. Ayrılık hâlinde

MADDE 180.- Ayrılığa karar verilirse mahkeme, ayrılığın süresine ve eşlerin durumlarına göre aralarında sözleşmeyle kabul edilmiş olan mal rejiminin kaldırılmasına karar verebilir.

VII. Miras hakları

MADDE 181.- Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.

Boşanma davası devam ederken, ölen davacının mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve davalının kusurunun ispatlanması hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.

VIII. Çocuklar bakımından ana ve babanın hakları

1. Hâkimin takdir yetkisi

MADDE 182.- Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.

Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.

Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

2. Durumun değişmesi

MADDE 183.- Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.

D. Boşanmada yargılama usulü

MADDE 184.- Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tâbidir:

1. Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz.

2. Hâkim, bu olgular hakkında gerek re’sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez.

3. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz.

4. Hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder.

5. Boşanma veya ayrılığın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.

6. Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.


 

BOŞANMADA MAL DAVASI, MAL KAÇIRMA DAVASI, ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASI, DAVALARI

Boşanma davası nasıl açılır?

Boşanma davası eşlerden birinin ikametgahında, son altı ayda birlikte ikamet ettikleri yerin mahkemesinde ya da aile mahkemesinde açılabilir. Eşlerden biri başka bir şehre gittiği zaman oradan da davayı açabilir.

Yabancı uyruklularla evlenenler için, bulundukları ülkenin mahkemesi bu davayı kabul etmişse, Tükiye’de de bir tanıma tenfiz davası açmak gerekir. Başka bir ülkede boşanma gerçekleşmişse, Türk mahkemesinden de bunun tescil edilmesi gerekir

Boşanma davası açmak için nüfus ve adres bilgileri yeterlidir. Basit bir dilekçeyle boşanma istemini ve gerekçelerini dile getirmek gerekir. Boşanmayla ilgili açılacak davada maddi manevi tazminatı, kusurun ne olduğunu belirtmekte fayda vardır. Çünkü mahkeme ona göre gerekli belgeleri toplayacaktır.

Karşı tarafın adresini de dilekçeye yazmak gerekir, çünkü mahkeme ileriki aşamada karşı tarafın mali ve iştimal durumunu belirlemek için onun bulunduğu adresten polis marifetiyle gelir durumunu, mal varlığını belirleyecektir. Bu belirleme, sonraki nafaka, tazminat gibi konularda yönlendirici olacaktır.

Boşanma davası için avukata gerek var mı?

Eski kanunumuza göre iki çeşit oluyordu boşanma. “Şiddetli geçimsizlik” adı altında genel boşanma sebebi ile özel boşanma sebepleri vardı. Daha sonra anlaşmalı boşanma getirildi.

Hiçbir durum için aslında avukata gerek yok. Basit bir dilekçeyle halledilebiliyor. Fakat söz konusu olan anlaşmalı boşanma dahi olsa, tarafların haklarının korunması adına bir protokol yapılması gerekeceğinden, çok küçük konular bile problem olabilir. Bu konuda uzman olan avukat yardımıyla bunları çözmek çok daha kolay olur.

Yapılacaklar konusunda iki taraf da anlaşmışsa, çok rahatlıkla avukatsız boşanabilirler. Ancak işlem sadece hakimin “boşandınız” demesiyle bitmiyor. Mahkemenin bunu kesinleştirmesi, kararın temyizden geçmesi, nüfus müdürlüğüne gerekli talimatın yazılması gibi işleri avukatın yapması çok daha kolaydır.

Çekişmeli boşanmalarda mutlaka avukata ihtiyaç vardır. Delillerin oluşturulması, tazminatlar, çocukların kimde kalacağı gibi pek çok konuda avukatın uzmanlığı gereklidir. Aile hukuku, hakimin çok geniş takdir yetkisine sahip olduğu bir hukuktur. Bu nedenle delilleri değerlendirmek, önceden hazırlanmak çok önemlidir.

Boşanma davası hangi gerekçelerle açılabilir?

1. Anlaşmalı Boşanma: Yani taraflar çocuğun kimde kalacağından mali konulara kadar protokolleri belirleyerek mahkemeye başvurduklarında hakimin onayıyla boşanabilirler.

2. Genel Boşanma (Şiddetli Geçimsizlik): İkincisi, genel boşanma sebebi dediğimiz şiddetli geçimsizlik vardır. Burada davayı kim açmışsa kendi kusuru olmadığını ve aralarında şiddetli geçimsizlik olduğunu tanıklar vasıtasıyla ispat etmek durumundadır.

3. Özel Boşanma Sebepleri: Üçüncü boşanma gerekçesi olarak, özel boşanma sebepleri vardır. Bunlar da altı aydan fazla sürmüş terk, akıl hastalığı, cana kast ve fena muamele, onur kırıcı davranış, zina, suç işlemek ve haysiyetsiz yaşamdır.

Hayatın her durumu kanuna yazılamayacağı için, kanunda yazmayan durumlar için Yargıtay karar vermek durumunda kalır. Boşanma gerekip gerekmeyeceği konusunda, tarafların ve şahitlerin beyanlarına dayanarak karar verir. Mahkemelerin bu karara uyma zorunluluğu yoktur, direnme kararı verebilir. Bunun üzerine de Yargıtay Genel Kurulu iştihatı birleştirme kararı denilen, bir kanun metni gibi geçerli olan bir karar verir. Kanunumuza bu şekilde, özellikle kadınların lehine birçok ekleme yapılmıştır.

Boşanma davası hangi durumlarda reddedilir?

Hakim deliller oluştuktan sonra boşanma davasını kabul veya reddeder. Kanun, kusurlu tarafın boşanma davası açmaya hakkı yoktur, diyor. Hakim kusurlu tarafı tespit etmek için, o çift arasında geçenleri bilen insanları, yani tanıkları dinler, davayı açanın kusurlu olduğunu görürse davayı reddeder.

Özel boşanma sebepleri söz konusu ise, örneğin, akıl hastalığı ile ilgili bir dava açılmışsa, doktor karşı tarafa “akıl hastalığı yoktur” raporu verirse, dava reddedilir.

Terk sebebi ile ilgili açılan davalarda, bir ihtarname çekilir karşı tarafa. Geri dönerse dava reddedilir.

Haysiyetsiz hayatı ya da onur kırıcı davranışı ispat edemezseniz, dava reddedilir.

Dava reddedildiği tarihten itibaren eğer üç yıl sürmüşse bir ayrılık, bu çiftin anlaşamayacağı zaten belli olmuş olduğundan, yeniden bir boşanma davasıyla, “Biz üç yıl ayrı kaldık, karı koca gibi bir araya gelme irademiz oluşmadı” diyerek, bunu ispatlayan taraf yine boşanma davası açabilir.

Boşanma davasında çocuğun velayetine nasıl karar verilir?

Velayet konusunda hakim öncelikli olarak çocuğun menfaatini düşünür. Tarafların durumlarını göz önünde bulundurur. Fakat Türkiye’de tarafların durumundan ziyade daha çok anne çocuğu almaktadır. Yani anne ister ve hakim de verir. Çok aksi bir durum olmadıktan sonra kadın çalışmasa dahi kadın tarafı çocuğu alır.

Kadın, boşanma gerçekleştikten sonra, zaman içinde erkeğin başka biriyle evlenmesi gibi durumlarda yanlış karar verdiğini, çocuğu almakla birtakım sorumluluklar altına girdiğini, aldığı nafaka ile yaptığı iş arasında bir yetersizlik olduğunu düşünerek nafakanın artırılmasını isteyebilir.

Hakim, kim daha çok sevgi dolu, çocuğa daha iyi bakabilir, daha iyi okullarda okutabilir, psikolojik ve sosyolojik olarak çocuğun iyi bir vatandaş olması için katkıda bulunabilir gibi kriterlere de bakarak velayeti taraflardan birine verir.

Altı yaşına kadar çocuk annede kalır, sonra baba alır gibi şehir efsaneleri vardır; ancak bunların kanunda hiçbir karşılığı yoktur.

Boşanmak için gösterilen gerekçe kanıtlanmak zorunda mıdır?

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na göre, bir şeyi iddia eden, ispatlamakla yükümlüdür. İddianızı delille kanıtlarsınız. İddia ettiğiniz şeyi karşı taraf kabul edebilir ya da belgelerle ispatlayabilirsiniz. Örneğin, maaş bordrosu ile karşı tarafın gelirini ispatlarsınız. Karşı taraf, belgelerin aksini ispat edebilir. Örneğin, iş yerinden asgari ücret gibi görünen bordro almıştır, halbuki çok daha fazla maaş alıyordur. Sonra bunun aksi de tanıklarla ispat edilebilir.

Banka hesapları, trafik kayıtları gibi belgeler, mali durumu ispatta kullanılır. Şahitler, kusurun kimde olduğuna dair hakimi ikna etmeye yönelik kullanılır. Çünkü tazminatlar kusur konusu dikkate alınarak belirlenir. Kusurlu olanın dava açmaya bile hakkı yoktur. Kusurlu iseniz davayı kaybedersiniz.

Eşlerden biri boşanmak istemiyorsa dava nasıl ilerler?

Eşlerden birinin boşanmak istememesinin sebebi, gerekli maddi gücü olmaması, karşı tarafa bedel ödetmek istemesi, alacaklarını alma yolunda bunu bir araç olarak görüp davayı uzatmak istemesi olabilir.

Hakim, dosyanın tamamlanmasıyla zaten kararını verecektir. Tarafların uzatmasına bağlı değildir karar. Ancak istemeyen eş, gerekli belgeyi vermeyerek bir veya iki celse uzatabilir davayı.

Tarafların aile nüfus tablosu, şahit beyanları, gerekli evraklar gelip dosya tamamlandığında, hakim için aydınlatılması gereken herhangi bir konu kalmadığında hakim kararını verir; ya davayı kabul eder ya da reddeder.

Anlaşmalı boşanma nedir?

Anlaşmalı boşanma için tarafların en az bir yıl evli kalmış olması gerekir. Bundaki temel amaç, hakim aile hukukunu korumak zorunda olduğu için, insanları biraz daha düşünmeye sevk etmektir.

Anlaşmalı boşanma için aile mahkemesine müracat ettiğiniz takdirde mahkeme size bir gün verir. Hakim iki tarafı da orada görmek durumundadır. Diğer tür davalarda görmek zorunda değil, vekille de temsil edilebilirsiniz. Hakim o şahsın iradesinin gerçekten boşanma yönünde olup olmadığını tespit etmek ister. Kişi, kendi rızasıyla mı, yoksa zorlama ile mi davayı açıyor, hakim görmek ister. Hakim ikna olmazsa davayı reddedebilir.

Ama anlaşmalı boşanma davalarını, artık Türk halkının sosyal ve kültürel pozisyonu da yükseldiği için, çok uzatmadan, aklı başında insanlara sunulmuş bir kolaylık olarak ele alıyor kanun.


 

BOŞANMADA TAZMİNAT DAVASI NASIL AÇILIR

Boşanma davası nasıl açılır?

Boşanma davası eşlerden birinin ikametgahında, son altı ayda birlikte ikamet ettikleri yerin mahkemesinde ya da aile mahkemesinde açılabilir. Eşlerden biri başka bir şehre gittiği zaman oradan da davayı açabilir.

Yabancı uyruklularla evlenenler için, bulundukları ülkenin mahkemesi bu davayı kabul etmişse, Tükiye’de de bir tanıma tenfiz davası açmak gerekir. Başka bir ülkede boşanma gerçekleşmişse, Türk mahkemesinden de bunun tescil edilmesi gerekir.

Boşanma davası açmak için nüfus ve adres bilgileri yeterlidir. Basit bir dilekçeyle boşanma istemini ve gerekçelerini dile getirmek gerekir. Boşanmayla ilgili açılacak davada maddi manevi tazminatı, kusurun ne olduğunu belirtmekte fayda vardır. Çünkü mahkeme ona göre gerekli belgeleri toplayacaktır.

Karşı tarafın adresini de dilekçeye yazmak gerekir, çünkü mahkeme ileriki aşamada karşı tarafın mali ve iştimal durumunu belirlemek için onun bulunduğu adresten polis marifetiyle gelir durumunu, mal varlığını belirleyecektir. Bu belirleme, sonraki nafaka, tazminat gibi konularda yönlendirici olacaktır.


 

BOŞANMA DAVASI NASIL AÇILIR

Anlaşmalı boşanma ile çekişmeli boşanmanın farkı nedir? Anlaşmalı boşanma hangi hallerde mümkündür?

Anlaşmalı boşanma, adından da anlaşılacağı üzere eşlerin boşanma ve boşanmanın mali sonuçları hakkında (Tazminat, nafaka, velayet, eşya paylaşımı vs.) anlaşmaya varmaları, bu doğrultuda bir protokol hazırlamaları ve yine bu doğrultudaki iradelerini hakim huzurunda bizzat beyan etmeleri ile mümkündür. 1 yılını doldurmamış evliliklerde anlaşmalı boşanma mümkün değildir.

Çekişmeli boşanma ise, tarafların boşanma ya da boşanmanın mali sonuçlarında anlaşmaya varamamaları halinde ya da 1 yılını doldurmayan evliliklerde söz konusu olmaktadır. Taraflar iddialarını ispat etmekle yükümlüdür. Boşanma davalarında en önemli delil tanık/şahit delilidir. Tanıkların yakın akraba olması, yaşının küçük olması tanıklıklarının kabul edilmeyeceği anlamına gelmez. Önemli olan tanık beyanlarını değerlendirecek olan hakimin kanaatidir.


 

BOŞANMA DAVASI NASIL AÇILIR OLUR 2011

1. Anlaşmalı Boşanma: Yani taraflar çocuğun kimde kalacağından mali konulara kadar protokolleri belirleyerek mahkemeye başvurduklarında hakimin onayıyla boşanabilirler.

2. Genel Boşanma (Şiddetli Geçimsizlik):İkincisi genel boşanma sebebi dediğimiz şiddetli geçimsizlik vardır. Burada davayı kim açmışsa kendi kusuru olmadığını ve aralarında şiddetli geçimsizlik olduğunu tanıklar vasıtasıyla ispat etmek durumundadır.

3. Özel Boşanma Sebepleri: Üçüncü boşanma gerekçesi olarak özel boşanma sebepleri vardır. Bunlar da altı aydan fazla sürmüş terk akıl hastalığı cana kast ve fena muamele onur kırıcı davranış zinasuç işlemek ve haysiyetsiz yaşamdır.


 

BOŞANMADA VELAYET KİME VERİLİR VELAYET HAKKI

Öncelikle küçük çocuğunuzun velayetinin sizde kalması konusunda eşinizle anlaşmanız veyahut eşinizin çocuğunuzun velayetini istememesi durumunda hakim velayeti size verecektir.Anlaşmanın olmaması veyahut eşinizin de velayet talebinde bulunması durumunda hakim her iki tarafın ekonomik ve sosyal durumunu araştırarak ve çocuğun da yaşı ve psikolojik sosyal durumunu da göz önüne alarak çocuk için en iyisi ne ise ona göre karar verecektir


 

BOŞANMADA VELAYET KİME VERİLİR VELAYET HAKKI

Öncelikle şu noktaya değinmek gerekir ki, çocuğun verildiği taraf ile velayet hakkının tanındığı taraf sözleri eşanlamlıdır. Velayet hakkına sahip olmak çocukla velinin aynı çatı altında yaşamasını gerektirir. Zira velayete ilişkin hak ve yükümlülükler ancak çocukla velinin bir arada olması ile uygulanabilir. Yargıç, velayet verilmeyen taraf ile çocuğun şahsi ilişkisini düzenlerken tarafların arzusu ile bağlı da değildir. Velayetin verilmesinde, çocuğun ana bakım ve şefkatine olan ihtiyacından bahsedilerek özellikle küçük olan çocuklarda anne lehine davranıldığı görülmektedir. Ana yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı kanıtlar bulunmadığı ve hemen oluşacak tehlikelerin varlığı da kanıtlanamadığı takdirde ana bakım, şefkatine muhtaç çocuğun velayetinin anaya verilmesi gerekir.

Yargıcın velayetin düzenlenmesi sırasında göz önünde bulunduracağı tek esas çocuğun yararı ve güvenliğiolmalıdır. Çocuğun üstün yararı ve güvenliğinin belirlenmesi için, velayeti söz konusu olan çocuğun velayetinin hangi tarafa verilmesini istediği konusunda kendisi de dinlenmeli ve çocuğun istekleri de göz önüne alınmalıdır. Çocuğun dinlenmesi ve düşüncesinin alınması için idrak çağında bulunması şart değildir. Çocuğun yaşının küçük olması dinlenmemesini gerektirmez. Unutulmamalıdır ki yargıç çocuğun beyanlarını tek başına değil, onun tüm davranışları, genel tutumu, ana baba ile ilişkilerini göz önünde bulundurarak değerlendirecektir.

Çocuğun alıştığı ortamdan ayrılması onun ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyen bir faktördür. O halde çevre değişikliğinin çocuğun gelişimi üzerindeki olumsuz etkileri göz önünde tutularak olanaklı olduğu ölçüde çocuğun yerleşim yerinin değiştirilmemesine özen gösterilmelidir.

Kardeşler tercihen birbirinden ayrılmamalıdır.  Öğreti ve uygulamada egemen olan görüş çocukların hepsinin aynı yana verilmesinin çocukların gelişimine olumlu etkide bulunacağı merkezindedir. Çocuklar ana babasının boşanmasını değiştiremeyeceği bir olgu olduğu için içine sindirebilir, kabul eder ve ruhen hazmedebilir. Ancak çocuklar kardeşlerinden ayrılmasını önlenebilecek bir olgu iken önlenememiş acı bir sonuç ve ailenin tamamen parçalanması olarak algılayacaklarından zorunluluk bulunmadıkça kardeşlerin ayrılması engellenmelidir.

 

Boşanma kararı ile birlikte ana ya da babadan birisi velayet hakkını zorunlu olarak kaybetmektedir. Bu demek değildir ki artık çocukla bir daha görüşülmeyecektir. Bu durumu gözeten yasa koyucu velayet hakkı kendisine verilmeyen tarafa çocukla kişisel ilişki kurma hakkı tanımıştır. Çocukla ilişki kurmak velayet hakkından değil soybağı ilişkisinden doğan doğal bir hak’tır. Ana baba ile çocuklar arasında kişisel ilişki kurulurken analık babalık duygusunun tatmin edilmesinden önce çocuğun güvenliği gelir. Yargıç görüşmenin süresini, yerini ve zamanını infazda güçlük yaratmayacak biçimde hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açık seçik düzenlemelidir. Kişisel ilişki kurulan çocuğun yaşı dikkate alınmalıdır. Süt çocuğunun geceyi babasının anında geçirmesi bir yana emzirme saatlerinin bile geçirilmemesi gerekir. O halde yargıç özellikle süt çocuklarının kesinlikle tam gün baba yanında kalmamasına özen göstermelidir.

Velayet verilmeyen taraf ile verilen tarafın oturdukları yer, uzaklık özel günler dikkate alınmalıdır. Kişisel ilişki süresi yeterli olmalıdır. Özellikle ayrı şehirlerde oturan ana ya da babanın geldiğinde çocuğu diğer taraftan alıp hasret gidermesine gezmesine, dinlenmesine ve tekrar çocuğu eve götürmesine yetecek kadar süre verilmelidir. Kardeşlerin birbirlerini görmeleri engellenmemelidir. 

Kısaca, yeni Medeni Yasa boşanma ve ayrılıktan sonra velayeti düzenlerken önceliği çocuğun güvenliği, üstün yararı ve isteğine vermiştir. Bunun yanında çocuğun yaşı yani anneye muhtaç durumda olması, kardeşlerinin durumu, yaşanan çevre gibi faktörlerde velayete karar verecek olan yargıcın karar verirken göz önünde bulundurduğu önemli hususlardır.

Son söz olarak; her davanın açıldığı zamanki şartlara göre değerlendirileceği konusudur. Bununla, ana ve baba, çocukla ilgili değişen koşullar, durumların da yeniden yargılama konusu olabileceği,  değişebileceğini de ayrıca belirtmek gerekir. Bu nedenle, velayete ilişkin mahkeme kararları kesin hüküm teşkil etmez, değişen şartlara göre velayet değiştirilebilir. Hatta velayet,  kendisine bırakılan taraftan alınabilir de.


 

BOŞANMA / KREDİ ÇEKİLEREK ALINAN EV NEDENİYLE TALEPLER

Kredi ile evlilik birliği içinde alınan ev edinilmiş mal kapsamındadır. Boşanma davası açma tarihinize kadar ki ödemelerin yarı değeri üzerinde tasfiye payı alacağınız vardır.

Bu alacak hakkının mahkemece karara bağlanması için, ayrıca harç ödenerek açılmış mal tasfiyesi ve tazfiye payı talepli bir dava olması gerekir. Ve en geç boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır.

 Ev 2002 yılından sonra edinilmişse  edinilmiş mallara katılma rejimine tabidir, mal rejimi sona erdiği zaman açılacak tasfiye davasında evin veya elden çıkarılmış ise yerine geçen değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur. Mal rejiminin sona erme nedenlerinden biri de boşanmadır. Boşanma halinde tasfiye gündeme gelir. Mal rejimi devam ettikçe eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine sahiptir, yani dilediği gibi satabilir, kiralayabilir.


 

 
                                  Sayaç