TÜRKİYE'NİN EN İYİ- EN KALİTELİ HUKUK/AVUKATLIK BÜROSU OLABİLMENİN İLK ŞARTI, HUKUKA İLGİ DUYAN HERKESİN ARADIĞI BİLGİYE KOLAY VE ÜCRETSİZ ULAŞMASINI SAĞLAMAKTIR..SİTEDEKİ TÜM MAKALELER KONUNUN UZMANI TÜRKİYE'NİN EN İYİ AVUKATLARI- HUKUK MÜŞAVİRLERİ- ÜNİVERSİTE ÖĞRETİM ÜYELERİNCE HAZIRLANMIŞTIR...

,
 
Menu
Anasayfa Hakkımızda Kadromuz Çalışma Alanlarımız Linkler Önemli Bilgiler İletişim
İMAR HUKUKU İ HARFİ İLE BAŞLAYAN MAKALELER (İMAR UYGULAMALARINDA BAŞLICA HUKUKA AYKIRILIK NEDENLERİ..İMAR PLANLARININ İPTALİ DAVALARI.) / 14-05-2013

 

İMAR YASASININ 18. MADDESİNE GÖRE YAPILACAK İMAR UYGULAMALARINDA BAŞLICA HUKUKA AYKIRILIK NEDENLERİ

3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca yapılan imar uygulamalarına karşı mülk sahibi olan hazine, resmi kurum ve özel şahıslar tarafından ileri sürebilecekleri hukuka aykırılık nedenleri ge­nel olarak aşağıdaki hususların biri ya da birkaçı olabilir.

1. İmar plânı bulunmayan yerlerde imar uygulaması "İmar Uygulaması´ yapılamaya­cağı ya da uygulama alanının kısmen de olsa plânsız sahayı kap­sayamaması,

2. Düzenleme sınırının imar plânına ve AAD Yönetmeliği hü­kümle­rine aykırı tespit edilmesi, (Bu bağlamda düzenleme sınırı dışında kalan maliğin de bu yönüyle iptal davası açmasında menfaati dolayısıyla dava açma ehliyeti vardır).

3. Düzenleme sınırı ile bölünen parselin bir kısmının uygu­lama alanı dışında bırakılmasının AAD Yönetmeliğine aykırı olması,

4. DOP oranının hatalı hesaplânması (tespit edilmesi-maddi hata)

5. Kapanan kadastral yolların DOP oranına dahil edilmesi gere­kir­ken belediye adına parsel oluşturması,

6. DOP oranının her parselde eşit şekilde uygulanmaması, kimi par­sellerden hiç DOP alınmaması,

7. Hiçbir teknik, hukuki ve fiili zorunluluk yok iken, aynı yer­den par­sel verilmemesi,

8. Mevcut ruhsatlı yapının muhafazası ve tek başına bağımsız parsel olarak tahsisi mümkün iken bu hususta imar mevzuatına uyulmaması,

9. Uygulama sonrası verilen parselin eşdeğer olmaması, örne­ğin kadastral parselin bulunduğu yerin imar plânına göre 30 m. yola cepheli ve 8 kat yapı nizamında kaldığı, verilen parselin ise imar plânında 12 m. yola cephe ve 5 kat yapı nizamında bulunması,

10. DOP sonrası imara tahsis edilecek alanının bağımsız parsele ye­terli olduğu halde bu alanın bağımsız parsel olarak verilmemesi, parça parça dağıtılması,

11. DOP sonrası geriye kalan alana karşılık olarak boş bir par­sel veril­mesi mümkün iken üzerinde tamamlanmış ve üçüncü şahsa ait yapı bulunan parsele verilerek fiilen yapı yapılmasının ortadan kalması,

12. Taşınmazdan önce DOP kesilerek, geriye kalan sahadan AAD Yö­netmeliğinin 12. maddesine göre kamu hizmet alanına kamulaştı­rılmak üzere pay verildiği, daha sonra geriye kalan sahanın ise imara tahsis edil­diği, oysa önce AAD Yönetmeliğinin 12. maddesi uyarınca kamuya pay ayrılması gerekirken bundan önce DOP kesildiğinden, böylece DOP´un ka­mulaştırmadan sonra geriye kalan kısma uygulanacağına ilişkin 3194 sa­yılı İmar Kanununun 18. maddesindeki kuralın ihlal edilmesi, bu haliyle taşın­mazdan daha fazla DOP kesilmesi,

13. Parselden yola terk edildiği halde DOP hesabının parsele uy­gu­lan­masında bu hususun dikkate alınmaması,

14. Daha önce yapılan uygulama sırasında DOP kesilmiş ve sonra ya­pılan uygulama imar plânı tadilatıyla yeni bir umumi hizmet ya da kamu hizmet alanı ilave edilmediği halde yeniden DOP alınması,

15. Uygulama alanında taşınmazları olan belediye encümen üye­leri­nin, parselasyon plânının uygulanmasına ilişkin belediye encümeni kararına katılması,

16. 3194 sayılı Yasanın 18. maddesine göre yapılan ve Ek Madde 1 şartları da bulunmayan düzenleme alanında yapılan uygulamada hisselerin çözülmesi,

17. Belediye encümeni kararında imar uygulamasının hangi mev­zuata göre yapıldığının belli olmaması,

18. Askı süresi içinde yapılan itirazın dikkate alınmaması ya da askı sü­resi içinde yapılan itirazın belediye encümeni yerine belediye baş­kanlı­ğınca cevaplandırılmasının yetki gaspı olması (itiraza cevap verilme­mesinin hukuka aykırı olması),

19. Uyguluma alanında DOP %40´ı aştığı halde önce belediye taşın­mazlarının DOP´a dahil edilmesi gerekirken doğrudan kamulaştırma yapılması,

20. Uygulama sırasında DOP´un %40´ı aşması nedeniyle ka­mulaş­tırma yapılırken DOP´un taşınmazın kamulaştırmadan önceki alanına uy­gulanmasının hukuka aykırı olması, bu halde DOP oranının kamulaştır­ma­dan sonra kalan (uygulama öncesi) alana uygulanması gerekmesi,

21. Daha önce 2981 sayılı Yasanın 10/c maddesi uyarınca imar uygu­la­ması yapılmış ve hiçbir değişiklik yok iken, sadece ipotek tesisi ama­cıyla yeniden imar uygulaması yapılması,

22. Uygulama sonrasında DOP´tan sonra kalan kısmın tamamı­nın AAD Yönetmeliğinin 12. maddesi uyarınca kamu hizmet alanına veri­lmesi,

23. Taşınmazın, imar plânındaki tahsis yerini, şehircilik ilke­sine, plân­lama esaslarına ve kamu yararına aykırı bulan malik tarafından, uygu­lama işleminin dayanağı genel düzenleyici işlem olan imar plânının da hu­kuka aykırı olduğu iddiasıyla imar plânının ve buna dayalı olarak yapılan imar uygulamasının hatalı ve hukuka aykırı olması,

24. Uygulama alanında %40´lık kadar umumi hizmet alanı yok iken doğrudan %40 oranında DOP uygulanarak belediye adına parsel oluştu­rulamaması, %40 oranının mutlak bir oran olmaması,

25. Uygulama sahasından geçen otoyolun DOP ile karşılanama­ması,

26. Uygulama sahasında imar plânına göre konut alanının bulun­ma­ması, belediyece, umumi hizmetlere ayrılan alanları DOP ile karşı­lanması amacıyla uygulama yapamaması, (çünkü DOP´tan geriye kalan alanların tamamının da yine pazar yeri, park ve okul alanına tahsis edilmesi),

27. Uygulama sahasının imar plânına göre tamamının ağaçlandı­rıla­cak alan ile tarımsal niteliği korunacak alanda kaldığından be­lediyece bu alanda parça parça bulunup kapanan kadastral yolların bir araya getirilmesi amacıyla imar uygulaması yapılmaması (bunun ancak takas yolu ile olabile­ceği),

28. Uygulama sahasında tamamen plâna aykırı yapı bulunduğu ve bu­rada 2981/3290 sayılı Yasa uyarınca ruhsata bağlanan mevcut yapılar dik­kate alındığında, bu alanda imar plânının uygulanmasının imkansız hale gel­diğinden ıslah imar uygulaması yapılması gerektirmesi,

29. Taşınmazın sehven tapudaki kayıtlı alanından daha küçük alanlı olarak imar uygulamasına alınması ve böylece uygulama sonrasında daha küçük yer verilmesi,

30. Uygulama sonrası dağıtım yapılırken maddi hata yapılması,

31. Tamamen imar plânına uygun olarak yapılanma sağlanmış olan böl­gede sadece yolların (veya yeşil alanın ya da resmi kurum alanının) DOP ile elde edilmesi amacıyla uygulama ya­pıla­maması,

32. İmar uygulama sahasının özelleştirme kapsamına alınan kuruma ait olması nedeniyle artık belediyelerin buralarda imar yetkisinin bulunma­ması, imarla ilgili yetkilerin Özelleştirme İdaresine geçmiş olması.

33. Hisse çözümünde adil ve hakkaniyetli davranılmaması, bir kısım hissedarlara verilen bağımsız parsellerin daha değerli olması.

 


 

İMAR PLANLARININ İPTALİ DAVALARI


Nazım İmar Plânı; onaylı hali hazır haritalar üzerine çizilen, konut, ticaret, sanayi bölgeleri, yeşil alanlar gibi arazi parçalarının genel kullanılış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfuslarını, nüfus yoğunluklarını ve gerekirse yapı yoğunluklarını, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemleri gibi hususları göstermek ve uygulama imar plânlarının hazırlanmasına esas olmak için düzenlenen plândır.
 
Uygulama İmar Planı ise; onaylı hali hazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olan ve nazım imar planına uygun olarak hazırlanan ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve esaslarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren ve 1/1000 ölçekte düzenlenen raporuyla bir bütün olan plandır.
 
İmar planları; toplum hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi insan yaşamına ve bölgesel önceliklere en uygun bir yapıya kavuşturmak, çeşitli amaçtaki yapıların ve dinlenme ile eğlenme alanlarının yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın koruma, kullanma dengesini en uygun şekilde belirlemek gayesiyle hazırlanır. Plansız ve hızlı kentleşme artan nüfus doğrultusunda sağlıklı kentleşmeyi engellemektedir. Çağdaş bir kentin oluşturulması ve yaşatılması için varlığı zorunlu olan ve aşırı yapılaşmanın etkisinden korunması gereken, kentin bütününe hizmet verecek, kent estetiği ve kentleşme kalitesini yükseltici sağlıklı bir çevre meydana getirmek amacıyla park, çocuk bahçeleri, oyun alanları, günü birlik kullanım alanları, piknik ve rekreasyon alanlarının oluşumu bu yolla sağlanabilir.
 
İmar planı hazırlanırken 20-30 yıllık yıllık bir dönemde bölgede yaşayacak nüfus ve bu nüfusun yaşama, çalışma, dinlenme ve ulaşım gereksinimleri tahmin ve hesap edilerek; konut, sanayi, ticaret, yeşil ve açık alanlar, sosyal ve kültürel alanlar ve ulaşım için gerekli yol, otopark ve diğer sosyal ve teknik altyapı oluşturacak alanlar planda gösterilir. İmar planları zaman içinde çeşitli sebeplerle kentsel fonksiyonlardaki yeni gereksinimler doğrultusunda yasalarda öngörülen yöntemlerle değiştirilebilir.
 
Nazım ve uygulama imar planları çoğu zaman ilgili belediyelerce yapılır ve belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ilgililerin görmeleri ve gerekirse itiraz edebilmeleri için bir ay süre ile ilan edilir. İmar planına ilişkin ilçe belediye meclisi kararları büyükşehir belediye başkanı tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girer.
 
İmar planlarını askı süresince öğrenen veya imar durumunu inşaat izni sebebiyle öğrenen kişiler bu planın şehircilik ilkelerine aykırı olması halinde 60 gün içinde dava açıp, planın iptalini isteyebilirler. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, aynı Yasanın "Üst Makamlara Başvurma" başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı hususu kurala bağlanmış, yine aynı Yasa´nın 10. maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler" hükmü getirilmiştir.
 
Yukarıdaki maddeler doğrultusunda, imar planlarına karşı, 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında başvuru için, 3194 sayılı Yasanın 8/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Böylece, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren 60 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 60 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır. İmar Planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Yasanın 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması, planın 10.madde kapsamında başvuru yapılarak değiştirilmesinin istenilmesi halinde verilecek cevabın da dava konusu edilmesi gerekmektedir. İmar planlarının ruhsat, imar durumu, kamulaştırma vs gibi uygulama işlemlerinden birinin tesis edilmesi halinde bu işlemle birlikte planın da iptali istemiyle dava açılabilir.
 
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca idari işleme karşı idari dava açma süresi içerisinde yapılacak olan başvuru üzerine 60 gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, bu tarihten itibaren durmuş olan dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve dava açma süresi geçtikten sonra aynı nitelikte başvuruların ve idarece verilen cevapların dava açma süresini ihya etmeyeceği açık ise de, süresi geçtikten sonra idarece verilecek olan yanıtın dava açma süresini ihya etmemesi için istemin reddi yolunda yanıtlaması gerektiği, idare tarafından başvuru değerlendirilerek yeni işlem tesis edilmiş olması halinde ise yeni bir hukuki durum ortaya çıkacağından, önceki işlemden farklı bir hukuki sonuç yaratan bu işleme karşı süresi içerisinde dava açılabilecektir.
 
Her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılması düşünülemez. Dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması gerekmektedir. Her davada, dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır. İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. Aksi halde dava menfaat ilişkisi olmadığından reddedilir. Danıştay kararları, bölgedeki diğer arsa sahiplerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve şehir plancıları ile mimarlar odalarının dava açmalarında menfaat koşulu olduğunu kabul etmektedir.
 
Bazı özel durumlarda valilikler, Başbakanlık Özel Çevre Kurulu, organize sanayi bölgeleri, Özelleştirme Yüksek Kurulu, İller Bankası, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığınca yapılır veya yaptırılır.
 
İmar planlarının kendi aralarında hiyerarşi bulunmaktadır. Bu hiyerarşide 1/1000 ölçekli uygulama imar planları en alt kademede, 1/100 000 ölçekli bölge ya da ülke planları en üst seviyede bulunmaktadır. Tıpkı normlar hiyerarşisinde olduğu gibi alt ölçekli plan üst ölçekli plana aykırı olamayacaktır. Nazım imar planının bulunmaması halinde uygulama imar planı ve bu planda değişiklik yapılamaz.
 
İmar planlarının yargısal denetimi sırasında şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı kriterlerinin yanı sıra özelliği itibariyle imar planının bütünlüğü, genel yapısı, kapsadığı alanın nitelikleri ve çevrenin korunması gibi olguların gözetilmesi zorunludur.
 
Açılan imar planı iptal davalarında mahkemeler; ilgili belediyeden imar planlarını ve meclis görüşme tutanaklarını getirdikten sonra çoğunlukla alınan bilirkişi raporlarına göre imar planının yürütmesinin durdurulması ve iptal konusunu karara bağlamaktadırlar.

 

 

 
                                  Sayaç