TÜRKİYE'NİN EN İYİ- EN KALİTELİ HUKUK/AVUKATLIK BÜROSU OLABİLMENİN İLK ŞARTI, HUKUKA İLGİ DUYAN HERKESİN ARADIĞI BİLGİYE KOLAY VE ÜCRETSİZ ULAŞMASINI SAĞLAMAKTIR..SİTEDEKİ TÜM MAKALELER KONUNUN UZMANI AVUKATLAR- HUKUK MÜŞAVİRLERİ- ÜNİVERSİTE ÖĞRETİM ÜYELERİNCE HAZIRLANMIŞTIR...

,
 
Menu
Anasayfa Hakkımızda Kadromuz Çalışma Alanlarımız Linkler Önemli Bilgiler İletişim
SIKÇA SORULAN SORULAR 1 (FUZULİ İŞGAL SEBEBİYLE TAHLİYE DAVASININ KOŞULLARI NELERDİR?-KİRA TESPİT DAVASI NEDİR VE KOŞULLARI NELERDİR?-TÜRKİYE’DEKİ ŞİRKET KURULUŞ PROSEDÜRÜ NEDİR?) / 19-06-2012
 

 YENİDEN İNŞAA VEYA ESASLI ONARIM SEBEBİYLE TAHLİYE DAVASININ KOŞULLARI NELERDİR?
6570 Sayılı Kanunun konuya ilişkin mad. 7/ç hükmüne göre “taşınmazı yeniden inşa veya imar maksadıyla esaslı bir surette tamir, genişletme veya düzenleme için çalışma esnasında içinde ikamet veya faaliyet mümkün olmadığı fennen anlaşıldığı takdirde kira akdinin sonunda” kiraya veren tahliye davası açabilir. Bu dava da kira süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde açılmalıdır. Davayı kiralayan açar, ancak, ihtiyaç sebebiyle tahliye davalarında olduğu gibi, kiralayan durumunda olmayan malikinde bu davayı açma hakkı bulunmaktadır. Keza aynı şekilde bu dava için de önceden ihtar gerekli değildir. Ancak gerekmemekle birlikte ihtarname gönderilmişse, bu durumda bu davada dönem sonuna kadar açılabilir. Bu davada en önemli husus, yeniden inşaaya, esaslı tamir ve tadilata ilişkin olarak hazırlanan tadilat projesinin mahkemeye sunulmasıdır. Keşif sırasında teknik bilirkişiler, söz konusu tadilat sırasında taşınmazda kiracının bulunmasının fennen mümkün olmadığını bildirilerse, mahkemece tahliyeye karar veriliyor. Dolayısıyla yapılacak tamir ve tadilatın esaslı surette olması ve bunlar yapılırken mecurda kiracının oturmasının fennen mümkün olmaması gerekmektedir.

 

 

BİR KİRA YILI İÇİNDE İKİ HAKLI İHTAR SEBEBİYLE TAHLİYE DAVASININ KOŞULLARI NELERDİR?

Buna göre, kira bedelini ödemediğinden dolayı bir yıl içinde iki defa haklı olarak yazılı ihtarnameye sebep olan kiracı aleyhine kira sözleşmesinin hitamında, kiralayan tarafından tahliye davası açılması mümkün bulunmaktadır. Buradaki ‘bir yıl’ tabiri ‘bir kira yılı’ şeklinde anlaşılmalıdır İki haklı ihtar sebebiyle tahliye davası da, kira süresinin bitimini izleyen bir aylık süre içinde açılmalıdır. Bu dava için

a-Kiracının iki haklı ihtara sebebiyet vermesi,

b-Bu iki ihtarın bir kira döneminde ve bir yıl içinde başka başka aylara ait olması,

c-İhtarların muaccel olan kira bedellerini kapsaması,

d-Davanın kira süresinin hitamını takip eden bir ayın içinde açılmış olması gerekmektedir.


 

 

KİRACININ VEYA EŞİNİN AYNI BELEDİYE SINIRLARI İÇİNDE MESKENİ BULUNMASI SEBEBİYLE TAHLİYE DAVASININ KOŞULLARI NELERDİR?

Kiracının kirada oturduğu yer ile aynı belediye sınırları içinde meskeninin bulunması halinde kiralayan her zaman tahliye davası açarak, kiracının tahliyesini isteyebilir. Bu dava süreye bağlı değildir. Ancak her zaman kiracının aynı belediye sınırları içinde meskeninin bulunması her zaman tahliye sebebi olamaz Gerçektende, bu hususta tahliye davasına muhatap olan kiracının sağlık durumu, sosyal, ekonomik ve kültürel şartları mutlaka dikkate alınmalıdır. Mesela romatizmal hastalıkları bulunan kiracının aynı belediye sınırları içinde çok rutubetli bir bodrum kata sahip olması, onun tahliyesi için yeterli sebep oluşturmayacaktır. 6570 sayılı K. mad. 7/2 hükmüne göre tahliye davasını açmaya sadece malikin yetkili olduğunu da belirtmeliyiz . Oysa buraya kadar incelediğimiz tahliye sebeplerinde dava açma hakkı, kural olarak, kiraya verenlere tanınmıştı. Ancak bu dava, malik tarafından ‘her zaman’ açılabilecektir. Demek ki malik sıfatına sahip olan kiraya veren, incelemekte olduğumuz tahliye davasını açmak için süresin sonunu veya iktisap tarihinden itibaren altı ayın geçmesini beklemek zorunda değildir.


 

 

FUZULİ İŞGAL SEBEBİYLE TAHLİYE DAVASININ KOŞULLARI NELERDİR?

6570 sayılı kanun, kira sözleşmelerinde aksine açıklama olmadıkça, kiralanan yerin kiracı tarafından başkasına kiraya verilmesine (alt kirayı) veya kiracının kiracılık hakkını devretmesini (kiranın devrini) caiz görmemiştir. Keza, kiracının terk ettiği taşınmazı başkasına herhangi bir sebeple işgal ettirmesi de yasaklanmıştır. Buna karşılık, sözleşmenin asıl amacı itibariyle başkalarına kiraya verilmesi gereken veya mutad olan otel, pansiyon öğrenci yurdu gibi yerler ise, bu hükmün dışındadır. Ne var ki, taşınmazın ‘tamamının’ başkasına kiraya verilmesi veya taşınmazın ‘tamamı’ için kiranın devri gene yasak kapsamına alınmıştır. İşte, belirtilen yasaklara aykırı davranılmışsa, taşınmaza kiracı veya devralan sıfatıyla girenler ya da taşınmazı herhangi bir sebeple işgal edenler aleyhine hiç bir ihtara hacet kalmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesinde tahliye davası açılabilecektir. Bu takdirde devreden kiracıya akde aykırılıktan, işgal edene karşıda fuzuli şagillikten dolayı birlikte veya ayrı ayrı dava açılabilir.


 

 

AKDE(KİRA SÖZLEŞMESİNE)AYKIRILIK SEBEBİYLE TAHLİYE DAVASININ KOŞULLARI NELERDİR?

BK md. 256 genel bir hüküm olup, hem BK, hemde GKKK kapsamına giren yerler için uygulanır. Bu maddeye göre kiracının akde aykırı davranması durumunda, kiraya veren süre sonunu beklemeden sözleşmeyi hemen feshedebilecektir. Malikin bu davayı açma hakkı yoktur. Kiraya verenin bu yola başvurabilmesi için, evvela kiracıya akde aykırılığı gidermesini ihtar etmesi ve münasip bir mehil vermesi gerekir. Bu ihtar, herhangi bir şekle tabi değildir. Eğer kiracı, kiralananı açıktan açığa fena kullanarak kiralanana daimi bir zarar verirse , ihtara da gerek yoktur. Eğer yapılan ihtar amacına ulaşmışsa, yani kiracı ihtar üzerine, yani kiracı ihtar üzerine sözleşmeye ve kanuna aykırı davranışlarına son vermişse, artık kiraya verenin sözleşmeyi feshetme hakkı mevcut olmayacak, akde aykırılık giderilmediği takdirde ise tahliye davası açılabilecektir.


 

 

TEMERRÜT SEBEBİYLE TAHLİYE DAVASININ KOŞULLARI NELERDİR?

Kiracı muaccel olan kira bedelini altı ay ve ya daha fazla süreli kira sözleşmelerinde otuz günlük; daha az süreli sözleşmelerde altı günlük süre içinde ihtarname tebliğine rağmen ödemezse temerrüte düşmüş olur. Buna göre, kiraya veren, muaccel kira bedelini ödemeyen kiracısına bir ihtarda bulunacak ve bu ihtarla hem ödeme için 30 günlük süreyi bildirecek, hem de süre sonunda sözleşmeyi feshedeceğini açıkca belirtecektir. Ayrıca ödenmeyen kira miktarının da ihtarda gösterilmesi gerekir. Kiracı, verilen mehlin sonunda kira borcunu öderse, mesele kalmaz. Kiralayan ihtarnamede fazla kira talep etse dahi, kiracı ihtilafsız kira bedelini 30 günlük süre içinde ödemek zorundadır. Aksi halde temerrüte düşecektir. Dava 30 günlük sürenin sonunda açılabilir. Kira süresinin sonunu beklemeye gerek yoktur.

 


 

 

KİRA SÜRESİNİN DOLMASI VE FESHİ İHBAR ÜZERİNE KİRA SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ HANGİ DURUMLARDA MÜMKÜN OLMAKTADIR?

Sürenin Dolması veya Feshi İhbar Üzerine Sona Erme: Eğer kira sözleşmesi belirli süreli ise , süre bitiminde her iki taraf da sözleşmeyi sona erdirme imkanına sahiptirler. Kira sözleşmesinin belirsiz süreli olması durumunda ise, sözleşmenin nasıl sona erdirileceği probleminde ise herşeyden önce taraflar arasındaki sözleşmeye itibar edilmiştir. Eğer tarafla feshi ihbar mevzuunda bir düzen kabul edilmiş ise, ona uyulacaktır. Şayet taraflar arasında bu hususa değinilmemiş ise, belirsiz süreli kira sözleşmelerinin sona erdirilmesi şu şekilde olacaktır:”Mefruş olmayan apartmanlar, yazıhane, tezgah, dükkan, mağaza, mahzen, samanlık, ahır” ve bu gibi yerler, mahalli adet başka bir dönemde tayin edilmiş değilse, altı aylık sürenin bitimi için ve her halde üç ay önce yapılması gereken bir ihbar ile feshedilebilecektir. (BK262/2f) “mefruş apartman, yahut müstakil odalar yahut süknaya mahsus mefruşat” ancak bir aylık dönemin bitimi icin ve iki hafta önce yapılması gereken bir ihbar ile feshedilebilecektir.(BK262/2f2 Diğer menkul şeyler her istenilen zaman için ve üç gün evvel yapılması lazım gelen bir ihbar ile akti feshedebilirler.


 

 

KİRA TESPİT DAVASI NEDİR VE KOŞULLARI NELERDİR?

Kiraya veren veya malik kira tespit davası açabilir. Kira sözleşmesinin sona ermesinden itibaren en geç 15 gün önce ihtar veya dava dilekçesinin davalı kiracıya tebliğ edilmesi gerekir. Buna uyulmazsa, mahkemece tespit edilen kira, bir sonraki kira döneminden itibaren geçerli olacaktır. Belirtilen süre içinde ihtar gönderilmişse, dönem sonuna kadar dava açılabilecektir. Kira sözleşmesinde kira artışına ilişkin özel şart varsa, bu şart yenilenen ilk dönemde tarafları bağlar; yani yenilenen ilk dönemde bu şarta göre kira artışı yapılır. Yine sözleşmede her yıl kiranın artacağına ilişkin özel şart varsa, ihtarname çekmeye gerek yoktur. Dönem sonuna kadar her zaman dava açılabilir.


 

 

TÜRKİYE’DE YABANCI PERSONEL İSTİHDAM ETMEK MÜMKÜN MÜDÜR?

Türkiye’de yabancı personel istihdam edilebilmektedir.


 

 

TÜRKİYE’DEKİ ŞİRKET KURULUŞ PROSEDÜRÜ NEDİR?

Yeni DYY Kanunu ile iş kurmak için izlenmesi gereken adımlar sayıca azaltılarak ve sadeleştirilerek şirket tescil süreci yeniden düzenlenmiştir. İşlemlerin işlerlik ve hız kazanacak biçimde sadeleştirilmesi ile birlikte şirket tescili ve kuruluşu bir gün içinde tamamlanabilmektedir. Aranan tek şart Ticaret Sicili Memurluğu’nda standart bir formun doldurulması ve gerekli belgelerle birlikte teslim edilmesidir.

Şirket kurmak için yatırımcıların aşağıdaki adımları izlemesi gereklidir:

• Noter onaylı Şirket Kuruluş Sözleşmesinin teslim edilmesi;

• Şirket sermayesinin % 0,04’ünün Merkez Bankası’na ya da devlet bankalarından birine yatırılması

• Şirket Kuruluş Formu’nun doldurulması

• Şirketin genel merkezinin bulunduğu ildeki Ticaret Sicili Memurluğu’na kayıt yaptırılması


 

 

İRTİBAT BÜROSU AÇMAK İÇİN İZLENMESİ GEREKEN PROSEDÜR NEDİR?

Türkiye’de bir irtibat bürosu açmak için Hazine Müsteşarlığı ve Yabancı Yatırım Genel Müdürlüğü’ne aşağıdaki belgelerin sunulması gerekmektedir:

• Uluslararası Özel Hukuka İlişkin Hauge Konferansı esaslarına göre hazırlanmış, ilgili Türk Konsolosluğu tarafından ya da yabancı makamlar tarafından düzenlenen resmi belgeler için tasdik şartının Kaldırılması Anlaşmasına göre onaylanmış ana şirketin “Faaliyet Belgesi” aslı

• Ana şirketin faaliyet raporu ya da bilançosu ile gelir beyannamesi

• İrtibat bürosunun faaliyetlerini yürütmek üzere atanan kişinin adına düzenlenmiş “Yetki Belgesi” aslı

• İrtibat bürosunun kuruluş işlemlerinin başka birisi tarafından yürütülmesi durumunda “Vekaletname” aslı


 

 

YABANCILAR TÜRKİYE DE EVLİLİK YAPMASINDAKİ USUL NASILDIR VE SONUÇLARI NELERDİR?

Milletlerarası Özel Hukuk Hakkında Kanun´un 12. maddesi ´Evlenme´, 13. maddesi ise ´Boşanma´ konularını düzenlemektedir.

M.12´ye göre; Evlenme ehliyetine ve şartlarına taraflardan her birinin evlenme anındaki Milli hukuku uygulanır. Evlenmenin şekli yapıldığı yer hukukuna tabidir. Milletlerarası sözleşmeler hükümlerine göre konsolosluklarda yapılan evlenmeler geçerlidir.

M.12´ye göre; Evlenme ehliyetine ve şartlarına taraflardan her birinin evlenme anındaki Milli hukuku uygulanır. Evlenmenin şekli yapıldığı yer hukukuna tabidir. Milletlerarası sözleşmeler hükümlerine göre konsolosluklarda yapılan evlenmeler geçerlidir.

Ancak Türkiye´de evlenirken şekil açısından Türk kanunlarının belirlediği şekle uyulmalıdır,aksi halde evlilik Türkiye´de geçerli olmaz. Türk kanunlarına göre yapılan evlilik beraberinde hem mal rejimi açısından hem de ileriki nesep gibi aile hukukuna ilişkin bir çok konuyu beraberinde getirdiğinden bu konuda uzman bir hukuk bürosuyla hareket etmek doğru olacaktır.


 

 

SERBEST BÖLGEDE FAALİYET GÖSTEREBİLMEK İÇİN İZLENECEK PROSEDÜR NEDİR?

1- Genel Müdürlük, Bölge Müdürlüğü veya Serbest Bölge İşletici

veya Kurucu/İşletici şirketten alınan Faaliyet Ruhsatı Müracaat Formu

doldurulur.

Uzman bir hukukçu eşliğinde bu işlemin yapılması tavsiye edilir.

2-Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının 951 101 301 nolu Dolar

($) hesabına müracaat ücreti ( 5.000 ABD Doları) yatırılır.

3-Müracaat dosyası (Faaliyet Ruhsatı Müracaat Formu, ekleri

ve fotokopileri) ve müracaat ücretinin yatırıldığını gösteren dekontun aslı ile

birlikte Genel Müdürlüğe veya Bölge Müdürlüğüne bir dilekçe ile başvurulur.

4- Genel Müdürlük tarafından müracaat değerlendirilir. - Olumsuz ----> Müracaat ücreti iade edilir.

Olumlu

5- Kira sözleşmesi için Serbest Bölge Kurucu ve İşletici/İşletici şirkete ya da iş yeri kiralama konusunda Faaliyet Ruhsatı sahibi kullanıcılarla 30 gün içinde kira sözleşmesi akdedilir.

6- Kira sözleşmesi ile birlikte Genel Müdürlüğe müracaat edilir.

7-Faaliyet Ruhsatı düzenlenir.

Serbest bölgelerde faaliyette bulunmak için Dış

Ticaret Müsteşarlığı Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğünden Faaliyet Ruhsatı

alınması gerekmektedir. Faaliyet ruhsatı almak üzere;

- Serbest Bölgeler Genel

Müdürlüğü, Serbest Bölge Müdürlüğü veya serbest bölgenin

işletici/kurucu-işletici şirketinden temin edilecek Faaliyet Ruhsatı Müracaat

Formu ve bir fotokopisi.

-Müracaatçı ve serbest bölgede yapacağı faaliyet hakkında tanıtıcı bilgi,

-İmza sahibinin yetki belgesi ve imza sirküleri ile (varsa) firma temsilcisinin yetki belgesi ve imza

beyannamesi,

- Müracaatçı firmanın kuruluş ilanı ile son sermaye ve ortaklık yapısının yayımlandığı Türkiye Ticaret Sicil

Gazeteleri ve Ticaret ve/veya Sanayi Odası kaydı (Yabancı firmalar için kendi

ülkelerinde geçerli olan kuruluş belgesinin Türkiye´nin o ülkedeki temsilciliğince

onaylı örneği),

-Firmanın son üç yıla ilişkin bilançosu, kar ve zarar cetveli,

 -Müracaat ücretinin Merkez Bankası´na yatırıldığını gösterir banka dekontunun aslı ve bir fotokopisi,

-(Varsa) Son üç yılda Türkiye´ye getirilen döviz tutarını gösterir belgeler, bir dilekçe ile birlikte iadeli taahhütlü olarak

doğrudan Dış Ticaret Müsteşarlığı Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü 06510 Emek /

ANKARA – TÜRKİYE adresine gönderilebileceği gibi ilgili Serbest Bölge

Müdürlüğüne de teslim edilebilir.

Genel Müdürlükçe yapılan inceleme sonucu Faaliyet 

Ruhsatı alması uygun görülen firmalar 30 gün içinde; açık alan kiralayacak

iseler serbest bölge işletici/kurucu işletici firması ile, hazır işyerlerinden

birini kiralayacak iseler bölgede kiralama ruhsatına sahip herhangi bir kuruluş

ile kira sözleşmesi yaparlar.

Arazisi özel sektöre ait bazı serbest bölgelerde ise firmaların arazi veya işyeri satın

alması da mümkün bulunmaktadır. Genel Müdürlükçe yapılan inceleme sonucu

Faaliyet Ruhsatı alması uygun görülen firmalar 30 gün içinde; arazi veya işyeri

satın alacak iseler, serbest bölge işletici/kurucu işletici firması ile satış

sözleşmesi yaparlar.

 

İlgili Serbest Bölge Müdürlüğünce onaylanmış 

sözleşmenin bir sureti Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü´ne iletilir. Genel

Müdürlükçe verilen süre içerisinde kira/satış kontratı yapanlar adına Faaliyet

Ruhsatı düzenlenir.

Yatırımcı kullanıcılar, Faaliyet Ruhsatını aldıktan

sonra, Bölge Müdürlüğüne müracaat ederek, hazırlatmış oldukları inşaat

projelerini uygulamak üzere "İnşaat Ruhsatı" alırlar. İnşaat

çalışmalarını bitirdikten sonra "İskan Ruhsat"larını alarak ticari

faaliyetlerine başlarlar.

Faaliyet Ruhsatı alması uygun görülmeyenlere ise,

Faaliyet Ruhsatı için ödedikleri müracaat ücretleri iade edilir.

Serbest bölgelerde faaliyette bulunacak bütün gerçek

ve tüzel kişiliğe sahip Türkiye´de faaliyet gösteren firmaların, serbest

bölgedeki faaliyetlerini oluşturacakları şubeleri aracılığı ile yapmaları

zorunludur. Bu durumda merkez firmanın son üç yıla ait bilançolarının

incelenmesi sırasında sermaye yapısı ve karlılık durumu gibi hususlar gözönünde

bulundurulacaktır.

Serbest bölgede faaliyet gösterecek şubenin ticari

faaliyete başlayabilmesi için mutlaka sermaye tahsis edilecek ve işletme gideri

öngörülecektir.

Serbest bölgelerde faaliyette bulunacak bütün gerçek ve tüzel kişiliğe sahip firmaların

faaliyet alanlarının serbest bölgeler ile sınırlı olması halinde bile, ticaret

sicili kayıtlarının bulunması zorunludur.

 

 

Serbest bölgelerin sağladığı avantajlar nelerdir?

-Hazır işyeri kiralamak suretiyle üretim konusunda faaliyet gösterecek kiracı-kullanıcı firmalar için 15 yıl, diğer konularda 10 yıl, kendi işyerini inşa etmek suretiyle üretim konusunda faaliyet gösterecek yatırımcı-kullanıcı firmalar için 30 yıl, diğer konularda ise 20 yıl süreli Faaliyet Ruhsatı verilmektedir.

-Serbest bölgedeki faaliyetlerle ilgili her türlü ödemeler dövizle yapılır.

-Serbest bölge faaliyetlerinden elde edilen kazanç ve gelirler kambiyo rejimine ve herhangi bir izne tabi olmaksızın, yurt dışına veya Türkiye´ye transfer edilebilir.

-Fiyat, kalite ve standartlarla ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşlarına verilen yetkiler serbest bölgelerde uygulanmaz.

-Serbest bölgeler gümrük bölgesi dışında sayıldığından, serbest bölgeler ile Türkiye arasında yapılan ticarette dış ticaret rejimi hükümleri uygulanır. Başka bir deyişle, Türkiye"den serbest bölgeye satılan mallar ihracat rejimine, serbest bölgeden alınan mallar ise ithalat rejimine tabi olup, serbest bölge kullanıcıları Türkiye’den KDV’siz mal ve hizmet satın alabilirler. Diğer taraftan, serbest bölge ile diğer ülkeler ve diğer serbest bölgeler arasında dış ticaret rejimi hükümleri uygulanmaz. Serbest bölgelerden Türkiye’ye yönelik mal satışına kısıtlama getirilmemiştir (Tüketim ve riskli mallar hariç).

-Mallar serbest bölgede süre sınırlaması olmaksızın kalabilir.

-Serbest bölgede sağlanan teşvik ve avantajlardan yerli ve yabancı bütün firmalar eşit olarak yararlanır.

-Serbest bölgeler; AB ve Orta Doğu pazarlarının yakınında, Akdeniz, Ege ve Karadeniz’deki büyük limanlara, uluslar arası havaalanlarına, karayolu ağlarına, kültür, turizm ve eğlence merkezlerine yakın yerlerde kurulmuştur.

-Serbest bölgelerin altyapısı gelişmiş ülkelerdeki benzerleri ile aynı standarttadır. Açık ve kapalı alan kiraları diğer ülkelere göre düşüktür. Serbest bölgeye getirilen Türkiye veya AB menşeli ya da buralarda serbest dolaşımda bulunan Gümrük Birliği kapsamındaki malların, serbest dolaşımda bulunma statüsü değişmediğinden, Türkiye’ye veya AB üyesi ülkelere girişinde gümrük vergisi ödenmez. Ayrıca, üçüncü ülke menşeli malların serbest bölgeye girişinde ve bu malların Türkiye veya AB üyesi ülkeler dışındaki üçüncü ülkelere gönderilmesi halinde de gümrük vergisi ödenmez. Ancak, serbest bölgeden Türkiye’ye veya

AB üyesi ülkelere gönderilen serbest dolaşım durumunda olmayan üçüncü ülke menşeli mallar için Ortak Gümrük Tarifesi ile uyumlaştırılmış Türk Gümrük Tarife Cetveli’nde belirtilen oran üzerinden gümrük vergisi ödenir.

-Serbest bölgeler "Türkiye-AB Gümrük Bölgesi”nin parçası sayıldığından, serbest bölgelerden Türkiye veya AB menşeli ürünler ile Türkiye’de serbest dolaşım durumunda bulunan gümrük birliği kapsamındaki ürünler A.TR Belgesi düzenlenerek AB’ye gönderilebilir. Üçüncü ülke menşeli ürünler ise Ortak Gümrük Tarifesi ile uyumlaştırılmış Türk Gümrük Tarife Cetveli’nde belirtilen oran üzerinden serbest bölge gümrük müdürlüğüne gümrük vergisi ödenerek serbest dolaşıma geçirildikten sonra A.TR Belgesi düzenlenerek AB’ ye gönderilebilir.

-İthal girdi kullanarak ürettiği ürünleri dış pazarlara satan,

-Emek-yoğun sektörlerde faaliyette bulunan,

-Re-eksport faaliyetinde bulunan,

-Dövizle işlem yapmak isteyen üretim ve alım-satım yapan

-Altyapısı hazır modern iş ortamı arayan

Firmalar için Serbest Bölgeler daha avantajlıdır.

 

 
                                  Sayaç